Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/5853 K.2011/6380
Özet: Uyuşmazlık, 10505 ada 6‑8 parsel sayılı taşınmazların ve bazı paylarının malikhanesi olarak tescil edilmesiyle ilgili davacılar tarafından yapılan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddialarıdır. Mahkeme, taraf koşulunun oluşturulmaması nedeniyle kararını bozdu; davacı‑davalı ilişkileri yeniden gözden geçirilerek hüküm değiştirildi ve harcın iadesi kararla belirlendi.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ile ... ve ..., davacı-davalı ... ile davalı ... Deftardarlığı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1278 ada 3 parsel sayılı taşınmaz malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş 11.09.1992 tarihinde imar-ıslah uygulaması nedeniyle 10505 ada 6, 7, 8, 15 ve 16 parsel sayılı sırası ile 152 m², 239 m², 175 m², 195 m² ve 168 m² yüzölçümündeki taşınmazlar olarak ve arsa niteliği ile davalı olarak tescili yapılmıştır. Davacı ..., taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek ve Kayyım İstanbul Defterdarını hasım göstermek suretiyle taşınmazların tamamına, davacı ... 10505 ada 8 parsel sayılı, davacılar ... ve ... ise aynı ada 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve Hazine'yi hasım göstermek suretiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacılar ..., ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'ninn davasının kabulüne, dava konusu 10505 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tamamının, aynı ada 15 parsel sayılı taşınmazın 101/195 payının, aynı ada 16 parsel sayılı taşınmazın 100/168 payının davacı ... adına tapuya tesciline ve malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 19.09.1952 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı, bu nedenle davada aynı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece davacılar ... ile ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'nin davasının kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece verilen karar yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. ...'nın ... oğlu ... ile ... hakkındaki kayyımlık görevi sona erdiği, ... oğlu ...'in ise yasal temsilcisi olmadığı halde taraf koşulu oluşturulmadan yargılama yapılmıştır.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Tespit tutanağında isimleri geçen ... oğlu ..., ... ve ... oğlu ...'in açık kimlikleri tespit edilmeli, bu kişilere veya yasal temsilcilerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece taraf koşulu sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacılar ... ile ... ve ...'nun kadastrodan sonraki nedene dayanarak dava açtıkları halde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesi hükmüne aykırı olarak genel yetkili mahkemeye görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi dahi isabetsiz, davacılar ... ile ... ve ..., davacı-davalı ... ile davalı ... Deftardarlığı'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 26.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 1278 ada 3 parsel sayılı taşınmaz malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş 11.09.1992 tarihinde imar-ıslah uygulaması nedeniyle 10505 ada 6, 7, 8, 15 ve 16 parsel sayılı sırası ile 152 m², 239 m², 175 m², 195 m² ve 168 m² yüzölçümündeki taşınmazlar olarak ve arsa niteliği ile davalı olarak tescili yapılmıştır. Davacı ..., taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek ve Kayyım İstanbul Defterdarını hasım göstermek suretiyle taşınmazların tamamına, davacı ... 10505 ada 8 parsel sayılı, davacılar ... ve ... ise aynı ada 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve Hazine'yi hasım göstermek suretiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacılar ..., ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'ninn davasının kabulüne, dava konusu 10505 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tamamının, aynı ada 15 parsel sayılı taşınmazın 101/195 payının, aynı ada 16 parsel sayılı taşınmazın 100/168 payının davacı ... adına tapuya tesciline ve malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 19.09.1952 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı, bu nedenle davada aynı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece davacılar ... ile ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'nin davasının kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece verilen karar yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. ...'nın ... oğlu ... ile ... hakkındaki kayyımlık görevi sona erdiği, ... oğlu ...'in ise yasal temsilcisi olmadığı halde taraf koşulu oluşturulmadan yargılama yapılmıştır.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Tespit tutanağında isimleri geçen ... oğlu ..., ... ve ... oğlu ...'in açık kimlikleri tespit edilmeli, bu kişilere veya yasal temsilcilerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece taraf koşulu sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacılar ... ile ... ve ...'nun kadastrodan sonraki nedene dayanarak dava açtıkları halde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesi hükmüne aykırı olarak genel yetkili mahkemeye görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi dahi isabetsiz, davacılar ... ile ... ve ..., davacı-davalı ... ile davalı ... Deftardarlığı'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 26.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.