Yargıtay 7. Hukuk Dairesi İş Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/4653 K.2012/4030
Özet: (1) Taraflar arasında iş kazası nedeniyle tazminat davasında, mahkemece belirlenen kusur oranlarına göre davalı şirketin ödemesi gereken miktarın hesaplanması konusunda uyuşmazlık yaşanmıştır. (2) Mahkeme, eksik araştırma ve soruşturmanın ardından temyiz itirazını kabul ederek kararın davalı yararına bozulmasına ve peşin ödenen harcın iadesine hükmetmiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan rücüen tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK'nun 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HUMK'nun 284. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davacı vekili, iş kazasına uğrayan müvekkili şirketin işçisinin müvekkili aleyhine iş mahkemesinde tazminat davası açtığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı işçisinin %20, müvekkilinin % 40 ve davalı şirketin de %40 oranlarında kusurlu olduklarının açıklandığını, bu rapor benimsenerek verilen kararın kesinleştiğini, kesinleşen ilama dayanılarak yapılan takip sonucu toplam 49.626,57 TL’nin müvekkilince icra dosyasına ödendiğini, davalının kusur oranına göre müvekkilinin ödediği bedelden sorumlu olduğunu öne sürerek, 24.813,28 TL’nin tahsilini istemiştir. Mahkemece, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, kesinleşen iş mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davalı tarafa atfedilen kusur oranı esas alınarak karar verilmiştir. İş mahkemesindeki dava, davacı şirketin işçisi ile davacı şirket arasında, iş kazası nedeniyle bedensel zararlardan doğan tazminat davası olup, bu davada davalı şirket taraf değildir. Bu nedenle, iş mahkemesinde alınan kusur raporu, görülmekte olan iş bu davada esas alınarak hüküm verilemez. Mahkemece ayrıca kusur raporu alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de incelenerek, tarafların rücüa esas kusur oranlarının belirlenmesi için rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan rücüen tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK'nun 275. maddesi hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. HUMK'nun 284. maddesi hükmüne göre de hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince; davacı vekili, iş kazasına uğrayan müvekkili şirketin işçisinin müvekkili aleyhine iş mahkemesinde tazminat davası açtığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, iş kazasının meydana gelmesinde dava dışı işçisinin %20, müvekkilinin % 40 ve davalı şirketin de %40 oranlarında kusurlu olduklarının açıklandığını, bu rapor benimsenerek verilen kararın kesinleştiğini, kesinleşen ilama dayanılarak yapılan takip sonucu toplam 49.626,57 TL’nin müvekkilince icra dosyasına ödendiğini, davalının kusur oranına göre müvekkilinin ödediği bedelden sorumlu olduğunu öne sürerek, 24.813,28 TL’nin tahsilini istemiştir. Mahkemece, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, kesinleşen iş mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda davalı tarafa atfedilen kusur oranı esas alınarak karar verilmiştir. İş mahkemesindeki dava, davacı şirketin işçisi ile davacı şirket arasında, iş kazası nedeniyle bedensel zararlardan doğan tazminat davası olup, bu davada davalı şirket taraf değildir. Bu nedenle, iş mahkemesinde alınan kusur raporu, görülmekte olan iş bu davada esas alınarak hüküm verilemez. Mahkemece ayrıca kusur raporu alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de incelenerek, tarafların rücüa esas kusur oranlarının belirlenmesi için rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.