Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/4336 K.2012/4601
Özet: Uyuşmazlık, 128/129 ada ve 116/117 parsel sayılı yaylak niteliğindeki taşınmazların tapu kayıtları ve sınırlarının tespitiyle ilgili davacının talebi üzerine ortaya çıktı. Mahkeme, keşif yapılmadan karar vererek davayı reddettiği için temyiz itirazını kabul etti, hükmü bozdu ve harcın iadesini kararlaştırdı.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14.200 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında dava konusu 128 ada 1, 129 ada 1, 116 ada 175 ve 176 parsel sayılı sırasıyla 3.456.000 m2, 184.000 m2, 400.000 m2 ve 195600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar mahkeme kararına, İdari Heyet Kararı sonucu oluşan tapu kaydına dayanılarak yaylak niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit ve tescil edilmiş, intifa hakkının ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait olduğu da mahkeme kararına istinaden belirtilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları tapu kayıtlarına, satın almaya mahkeme ilamına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece keşif yapılmadan, dayanılan kayıtların kapsamları belirlenmeksizin davanın reddine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılan araştırma vee soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Uyuşmazlığın çözümü ile ilgili sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu K. Sani 1292 tarih, 28 ila 33, Mart 1291 tarih 76 ila 81 sayılı tapu kayıtları ile tespite esas alınan 2.10.1940 tarih 398 sayılı idari heyet kararı uyarınca oluşturulan ve kesinleşen 2.10.1941 tarih 1 sayılı tapu kaydı ile dosyası bulunamamakla birlikte davalı köye ait yaylanın sınırlarının tespit edildiği ve bu sınırların hüküm fıkrasında da yazılı olduğu Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/316-1956/423 E.K sayılı ilam dikkate alınarak dayanılan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve haritası ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların kaydın kapsamı dışında kaldığı ve yaylak niteliğinde olmadığının saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bu konuda davacı tarafın dayandığı satış senetleri de dikkate alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 14.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 128 ada 1, 129 ada 1, 116 ada 175 ve 176 parsel sayılı sırasıyla 3.456.000 m2, 184.000 m2, 400.000 m2 ve 195600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar mahkeme kararına, İdari Heyet Kararı sonucu oluşan tapu kaydına dayanılarak yaylak niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit ve tescil edilmiş, intifa hakkının ... Köyü Tüzel Kişiliğine ait olduğu da mahkeme kararına istinaden belirtilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları tapu kayıtlarına, satın almaya mahkeme ilamına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece keşif yapılmadan, dayanılan kayıtların kapsamları belirlenmeksizin davanın reddine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılan araştırma vee soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Uyuşmazlığın çözümü ile ilgili sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu K. Sani 1292 tarih, 28 ila 33, Mart 1291 tarih 76 ila 81 sayılı tapu kayıtları ile tespite esas alınan 2.10.1940 tarih 398 sayılı idari heyet kararı uyarınca oluşturulan ve kesinleşen 2.10.1941 tarih 1 sayılı tapu kaydı ile dosyası bulunamamakla birlikte davalı köye ait yaylanın sınırlarının tespit edildiği ve bu sınırların hüküm fıkrasında da yazılı olduğu Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/316-1956/423 E.K sayılı ilam dikkate alınarak dayanılan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve haritası ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların kaydın kapsamı dışında kaldığı ve yaylak niteliğinde olmadığının saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bu konuda davacı tarafın dayandığı satış senetleri de dikkate alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 14.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.