Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/3770 K.2011/6865
Özet: (1) Taraflar arasında taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapu kaydının iptali ile tescili istemiyle ilgili uyuşmazlık; (2) Mahkeme, muhdesatın davacı tarafından birinci ve ikinci katında meydana getirildiğini kabul ederek, mülkiyet tespitini reddetmiş, ancak kararını düzelterek kısmen kabul etmiş ve avukatlık ücretinin davalıya verilmesini hükmedmiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 01.11.2011 günü belirtilen saatte temyiz eden ... vekili Av.... geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti ile tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, mahkemece dava konusu üç katlı bina niteliğindeki muhdesatın zemin üstü birinci ve ikinci katının davacı tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ...’nın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir,
2-Davalı tarafın oluşturulan hükme ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kural olarak taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti arzın mülkiyetine tabidir. Muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığı düşünülemez ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhtesatın arzın maliki olan taşınmaz maliki dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Bu hukuksal olgu ve "çoğun içinde azı da vardır" kuralı dikkate alındığında, taşınmaz üzerindeki muhtesatın mülkiyetinin tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davanın kısmen kabulü ile, davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespitine ilişkin istemin ise reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan; bir davada davanın kabulüne karar verilebilmesi için tüm istemlerin kabulüne karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı tarafça hazırlanan dava dilekçesinde mülkiyet tespiti istemi dışında tapu kaydının iptali ve tescil istemi de bulunmaktadır. Mahkemece sadece tespit kararı verildiğine göre dava kısmen kabul edilmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece verilen hükmün de buna uygun oluşturulması, açık bir anlatımla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve bunun sonucunda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf yararına da avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu olgular gözardı edilerek davanın tümüyle kabulü yönünde ve mülkiyet olgusu doğuracak biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin 1. fıkrasından “…davanın kabulü…” ve “…davacıya ait olduğunun…” sözlerinin çıkarılmasına, yerlerine sırasıyla “…davanın kısmen kabulü…” ve “…davacı tarafından meydana getirildiğinin…” sözlerinin yazılmasına, aynı fıkranın sonuna “davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,” sözlerinin eklenmesine, yine hüküm yerine 5. fıkra olarak “Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan 1.402,95 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... yararına taktir ve tespit olunan 825,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak temyiz eden davalıya verilmesine, 15.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti ile tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine, dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, mahkemece dava konusu üç katlı bina niteliğindeki muhdesatın zemin üstü birinci ve ikinci katının davacı tarafından meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı ...’nın aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir,
2-Davalı tarafın oluşturulan hükme ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kural olarak taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyeti arzın mülkiyetine tabidir. Muhtesatların üzerinde bulunduğu taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığı düşünülemez ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhtesatın arzın maliki olan taşınmaz maliki dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Bu hukuksal olgu ve "çoğun içinde azı da vardır" kuralı dikkate alındığında, taşınmaz üzerindeki muhtesatın mülkiyetinin tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davanın kısmen kabulü ile, davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespitine ilişkin istemin ise reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan; bir davada davanın kabulüne karar verilebilmesi için tüm istemlerin kabulüne karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı tarafça hazırlanan dava dilekçesinde mülkiyet tespiti istemi dışında tapu kaydının iptali ve tescil istemi de bulunmaktadır. Mahkemece sadece tespit kararı verildiğine göre dava kısmen kabul edilmiştir. Hal böyle olunca; mahkemece verilen hükmün de buna uygun oluşturulması, açık bir anlatımla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve bunun sonucunda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf yararına da avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu olgular gözardı edilerek davanın tümüyle kabulü yönünde ve mülkiyet olgusu doğuracak biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin 1. fıkrasından “…davanın kabulü…” ve “…davacıya ait olduğunun…” sözlerinin çıkarılmasına, yerlerine sırasıyla “…davanın kısmen kabulü…” ve “…davacı tarafından meydana getirildiğinin…” sözlerinin yazılmasına, aynı fıkranın sonuna “davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,” sözlerinin eklenmesine, yine hüküm yerine 5. fıkra olarak “Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan 1.402,95 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... yararına taktir ve tespit olunan 825,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak temyiz eden davalıya verilmesine, 15.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.