Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/3363 K.2011/6992
Özet: Uyuşmazlık, derneğin 24.02.2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptalini talep eden davacılar ile dernek arasında ortaya çıkmıştır. Mahkeme, dernek işlemlerinin denetlenmesinin idari makamlara ait olduğunu, mahkemeye içerik denetimi yetkisinin olmadığını ve genel kurulda alınan ibra kararının usulüne uygun olduğunu gerekçelendirmezken, asıl ve birleşen davayı reddederek ibranın iptalini kabul etmemiştir.
Mahkemesi: İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi
Asıl Dava
Birleşen Dava:(İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi 2008/38 E.)
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, davalı derneğin 24.02.2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulunun ibrası yönünden alınan kararın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece dernek işlemlerinin denetlenmesinin idari makamlara ait olduğu, bu konuda mahkemenin denetim yetkisinin bulunmadığı, genel kurulda alınan ibra kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiye asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve gösterilen gerekçe davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 83. maddesinde toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üyenin, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üyenin ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebileceği açıklanmıştır. Dernek yönetim ve denetim kurulunun faaliyetleri nedeniyle ibrasının da genel kurul tarafından yapıldığı gözetildiğinde, anılan maddeye dayanılarak mahkemeden genel kurulun ibraya ilişkin kararının da iptalinin istenilebileceği, böyle bir dava açılması halinde mahkemece alınan kararların sadece şekille sınırlı olarak denetlenmesiyle yetinilemeyeceği, talep bulunması halinde genel kurul kararının içerik denetiminin de yapılarak alınan kararların kanuna ve dernek tüzüğüne, iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının da inceleneceği, genel kurula sunulan yönetim kurulu faaliyet raporu ve blançonun gerçeği yansıtmaması, bir kısım faaliyetlerin blançoda gösterilmeyerek gizlenmesi ve bu şekilde genel kurula katılan üyelerin iradelerinin fesada uğratıldığının belirlenmesi halinde üyelerden gizlenen bu faaliyetler yönünden geçerli bir ibranın varlığından söz edilemeyeceğinden genel kurul kararının bu yönden de iptaline karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davacıların süresi içinde açtıkları asıl ve birleşen davada yönetim ve denetim kurulunun bir kısım işlemlerinin dernek tüzüğüne aykırı olduğunu, derneğin bu işlemler nedeniyle zarara uğratıldığını öne sürerek içerik denetimi yapılmak suretiyle yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin dernek genel kurul kararının iptalini istedikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece davadaki bu iddiaların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi raporunda saptanan olgular da değerlendirilerek ibraya ilişkin kararın içerik denetimi yapılmamış, dernek işlemlerinin denetlenmesinin idari makamlara ait olduğu, bu konuda mahkemenin denetim yetkisinin bulunmadığı, genel kurulda alınan ibra kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davanın niteliğine uygun araştırma ve soruşturma yapılmadan hüküm verilemez.
Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin genel kurul kararının içerik denetiminin de yapılması, bilirkişi raporu içeriğinde saptanan olgular da dikkate alınarak dava dilekçesinde öne sürülen derneği zararlandırıcı işlemlerin gerçekten var olup olmadığının duraksamasız saptanması, bu nitelikte işlemlerin varlığı saptandığı takdirde bu işlemlerin genel kurula sunulan faaliyet raporlarında ve blançoda gösterilip gösterilmediğinin, ibra öncesinde bu işlemler konusunda üyelerin bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin belirlenmesi, genel kurulun ibra kararının içerik yönünden iptalinin gerekip gerekmediğinin de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile ve yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde davacılara ayrı ayrı iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Asıl Dava
Birleşen Dava:(İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi 2008/38 E.)
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, davalı derneğin 24.02.2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulunun ibrası yönünden alınan kararın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece dernek işlemlerinin denetlenmesinin idari makamlara ait olduğu, bu konuda mahkemenin denetim yetkisinin bulunmadığı, genel kurulda alınan ibra kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiye asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve gösterilen gerekçe davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 83. maddesinde toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üyenin, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üyenin ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebileceği açıklanmıştır. Dernek yönetim ve denetim kurulunun faaliyetleri nedeniyle ibrasının da genel kurul tarafından yapıldığı gözetildiğinde, anılan maddeye dayanılarak mahkemeden genel kurulun ibraya ilişkin kararının da iptalinin istenilebileceği, böyle bir dava açılması halinde mahkemece alınan kararların sadece şekille sınırlı olarak denetlenmesiyle yetinilemeyeceği, talep bulunması halinde genel kurul kararının içerik denetiminin de yapılarak alınan kararların kanuna ve dernek tüzüğüne, iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının da inceleneceği, genel kurula sunulan yönetim kurulu faaliyet raporu ve blançonun gerçeği yansıtmaması, bir kısım faaliyetlerin blançoda gösterilmeyerek gizlenmesi ve bu şekilde genel kurula katılan üyelerin iradelerinin fesada uğratıldığının belirlenmesi halinde üyelerden gizlenen bu faaliyetler yönünden geçerli bir ibranın varlığından söz edilemeyeceğinden genel kurul kararının bu yönden de iptaline karar verilebileceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davacıların süresi içinde açtıkları asıl ve birleşen davada yönetim ve denetim kurulunun bir kısım işlemlerinin dernek tüzüğüne aykırı olduğunu, derneğin bu işlemler nedeniyle zarara uğratıldığını öne sürerek içerik denetimi yapılmak suretiyle yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin dernek genel kurul kararının iptalini istedikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece davadaki bu iddiaların değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi raporunda saptanan olgular da değerlendirilerek ibraya ilişkin kararın içerik denetimi yapılmamış, dernek işlemlerinin denetlenmesinin idari makamlara ait olduğu, bu konuda mahkemenin denetim yetkisinin bulunmadığı, genel kurulda alınan ibra kararının usulüne uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davanın niteliğine uygun araştırma ve soruşturma yapılmadan hüküm verilemez.
Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin genel kurul kararının içerik denetiminin de yapılması, bilirkişi raporu içeriğinde saptanan olgular da dikkate alınarak dava dilekçesinde öne sürülen derneği zararlandırıcı işlemlerin gerçekten var olup olmadığının duraksamasız saptanması, bu nitelikte işlemlerin varlığı saptandığı takdirde bu işlemlerin genel kurula sunulan faaliyet raporlarında ve blançoda gösterilip gösterilmediğinin, ibra öncesinde bu işlemler konusunda üyelerin bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin belirlenmesi, genel kurulun ibra kararının içerik yönünden iptalinin gerekip gerekmediğinin de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile ve yersiz gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde davacılara ayrı ayrı iadesine, 17.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.