‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/2656 K.2012/413

Esas No: 2011/2656 · Karar No: 2012/413 · Karar Tarihi: 30.01.2012
Özet: Uyuşmazlık, 254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün (10.186,88 m²) yanlış tespit edilip Hazine adına tapu ve tescilinin yapılması talebiyle ilgiliydi; Mahkeme, davanın kapsamını netleştirerek 254 ada 4 parselin tamamının tespitin iptali ve Hazine adına tesciline karar vererek davayı kabul etti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davadaki isteme, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre kural olarak tespite itiraz edilmekle tutanak hükümsüz hale geldiğinden dava ister taşınmazın bir bölümüne, isterse tamamına yönelik olarak açılmış olsun Kadastro Hakimi her halukarda taşınmazın tümü yönünden infazı mümkün, doğru sicil oluşturmak, bir başka deyişle taşınmazın dava edilen ve hakkında kabul kararı verilen bölümü ile birlikte dava edilmeyen veya dava edilmesine rağmen reddine karar verilen bölümü yönünden de tescil hükmü kurmak zorundadır. Bu zorunluluğa rağmen hakkında dava açılan bir taşınmazın tamamı veya bir kısmı hakkında tescil hükmü kurulmaması halinde Kadastro Hakiminin istek üzerine veya resen dosyayı ele alarak duruşma açması ve tescil hükmü kurarak eksikliği gidermesi gerektiği kuşkusuzdur. Bunun yanında dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga HUMK’nun 73 üncü maddesi hükmüne göre de bir davada maddi olayları açıklamak taraflara, hukuki tavsifini yapmak hakime aittir.

Somut olaya gelince; Dosya içeriğinden kadastro sırasında 254 ada 4 parsel sayılı 10.186,88 m2 yüzölçümündeki taşınmazın satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ... adına tespit edildiği, davalı Hazine'nin Alaşehir Kadastro Mahkemesi'nin başka dosyalarla birleşen 2009/136 esas sayılı dosyasında 186,88 m2 yüzölçümünde olduğunu açıkladığı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan .../.

2011/2656-2012/413 S.2

yerlerden olduğunu öne sürerek dava açtığı, sözkonusu davanın yargılaması sırasında davalı ...'nin 14.08.2009 tarihli oturumda “Ben birleşen dosya davalısı olarak davayı kabul ediyorum. ... 254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın adıma yapılan tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep ederim.” şeklinde beyanda bulunarak davayı kabul etmesi üzerine mahkemece bu parselle ilgili davanın tefrik edilerek 2009/160 esasa kaydedildiği, davalının aynı beyanını tefrik edilen dosyada da tekrarladığı, davaya konu 254 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 10.186,88 m2 olduğu halde dava dilekçesinde neden 186,88 m2 yazıldığı, taşınmazın tamamının mı yoksa 186,88 m2 yüzölçümündeki bölümünün mü dava edildiği hususunun davacı Hazine vekiline sorularak davasının açıklattırılmadığı, davanın kapsamı belirlenmeden davanın kabul edildiği gerekçesiyle 14.08.2009 günlü, 2009/160-2009/77 E.K. sayılı kararla davanın kabulüne, “...254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tespitinin iptali ile, tespitteki niteliği ile 186.88 m2 miktarındaki taşınmazın hazine adına tespit ve tapuya tesciline” şeklinde karar verildiği, kararın 14.09.2009 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Gerçekte 10.186,88 m2 yüzölçümünde olan taşınmazın 186,88 m2 olduğu belirtilerek sözkonusu davanın açıldığı gözetildiğinde mahkemece öncelikle davacı Hazine vekilinden 254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tamamının mı yoksa 186,88 m2 yüzölçümündeki bölümünün mü dava edildiğinin, bir bölümü için dava açılmışsa bunun neresi olduğu hususlarının sorularak dava kapsamının duraksamasız belirlenmesi ve bu konudaki tereddüdün ortadan kaldırılması, dava kapsamı belirlendikten sonra davayı kabul ettiğini beyan eden davalıdan davaya karşı diyeceklerinin yeniden sorularak kabul konusundaki gerçek iradesinin açıklığa kavuşturulması, davanın taşınmazın tamamına yönelik olarak açıldığının ve davalının davayı bu şekli ile kabul ettiğinin belirlenmesi halinde davanın kabulüne, tespitin iptali ile 10.186,88 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi, davanın taşınmazın tamamına yönelik olarak açıldığının ve davalının davayı kabulünün sözkonusu olmadığının belirlenmesi halinde davanın niteliğine uygun biçimde araştırma ve soruşturma yapılması, taraf delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm verilmesi, davanın taşınmazın bir kısmına yönelik olarak açıldığının ve davalının davayı bu şekli ile kabul ettiğinin belirlenmesi halinde ise davanın taşınmazın hangi bölümü için açıldığı belirlenmeden ve ölçekli harita düzenletilmeden infazı mümkün bir karar verilemeyeceği ve doğru sicil .../.

2011/2656-2012/413 S.3

oluşturulamayacağı gözetilerek taşınmaz başında keşif yapılması, uzman bilirkişiye ölçekli harita düzenlettirilmesi, daha sonra bir hüküm verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece davanın kapsamı belirlenmemiş, kabul beyanında bulunan davalının gerçek iradesi açıklığa kavuşturulmamıştır Hal böyle olunca taşınmazın tamamına yönelik olarak açılmış bir davadan söz edilemeyeceği gibi, taşınmazın davaya konu edilen 186,88 m2 yüzölçümündeki bölümü dışında kalan 10.000 m2 bölümü için verilmiş ve kesinleşmiş bir kararın varlığından da söz edilemez. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2010/7268-5713 E.K. sayılı ilamında mahkeme kararının bu hususlara değinilerek kanun yararına bozulması da bu sonucu doğrulamaktadır.

Görülen davada ise davacı ... kesin hükme bağlanan daha önceki davanın dava dilekçesinde taşınmazın 186,88 m2 olduğunun açıklanması, hakim tarafından da davanın 186,88 m2 yer için açıldığının belirtilmesi nedeniyle taşınmazın küçük bir bölümünün dava edildiğini düşünerek davayı kabul ettiğini, tapuya gittiğinde bu karara dayanılarak taşınmazın dava edilmeyen 10 dönümlük kısmının da Hazine adına tescil edildiğini öğrendiğini, önceki davadaki kabul beyanının sakat ve geçersiz olduğunu öne sürerek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuş, Hazine'nin açtığı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'un 445 inci maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, davada dayanılan sebeplerin bunların hiçbirisine girmediği, hata nedenine dayalı geçersizlik iddiasının öne sürülebilmesi için hüküm tarihinde yürürlükte bulunan B.K.nun 31 inci maddesinde öngörülen 1 yıllık hakdüşürücü sürenin de yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin verildiği tarihe kadar fazlasıyla geçtiği gözetildiğinde davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ne var ki, Kadastro Mahkemesinde dava açılmakla 254 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tutanağının hükümsüz hale geldiği, bu nedenle Kadastro Hakiminin taşınmazın tümü yönünden tescil hükmü kurmak zorunda olduğu, mahkemenin önceki günlü kesinleşmiş kararında taşınmazın sadece 186,88 m2 bölümü yönünden hüküm kurulduğu, kalan 10.000 m2 bölümü yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, yargılamanın yenilenmesi istemiyle verilen dilekçenin hakkında karar verilmeyen bu 10.000 m2 taşınmaz bölümü hakkında bir karar verilmesi istemini de içerdiği gözetilerek davanın buna göre nitelendirilmesi, hakkında hüküm kurulmayan taşınmaz bölümü yönünden taraflardan iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin sorulması, gösterilecek delillerin
.../.

2011/2656-2012/413 S.4

toplanması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı tarafın vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?