Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/2501 K.2012/404
Özet: Uyuşmazlık, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacı tarafından iddia edilen zilyetliğin ve mera niteliğinde kullanım hakkının tescili üzerine kuruluydu; mahkeme, uzman bilirkişinin raporu ve harita üzerindeki gösterimlere dayanarak 3997,45 m²’lik kısmın tapuya tesciline karar verirken diğer 64.552,07 m²’lik bölümü davacı adına tescil etmeyi reddetti. Mahkeme bu kararı temyizle karşılamış ve zilyetliğin geçerliliği ile mera niteliğinin kanıtlanması için daha kapsamlı delillerin sunulmasını şart koşarak kararını sürdürmüştür.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 111 ada 2 parsel sayılı 68549.52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.7.2010 tarihli rapor ve haritada yeşil renkle boyalı alan ile gösterilen 3997.45 m2 miktarındaki kısım dışındaki 64552.07 m2 miktarındaki bölümün davacı adına tapuya tesciline, 3997.45 m2'lik bölüme açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın bir bölümünde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm verilmiş ise de mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Mahkemece yapılan harici gözlem ile ziraatçi bilirkişinin raporu birbiri ile uyumlu olmadığı gibi beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi, tanık ve tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları da soyut niteliktedir. Davacının tapu ve vergi kaydına dayanmaksızın belgesizden iktisap ettiği taşınmazlar hakkında yapılan araştırma da yetersizdir.
Hal böyle olunca davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazda yararı olmayan komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıkların beyanlarına başvurularak taşınmazın geleneksel biçimde kullanılagelen mera niteliğinde olup olmadığı, taşınmaz başında yapılacak keşifte sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin değerlendirilmesinde komşu parsellerin tutanak örneği ve belgelerden yararlanılmalı, gerektiğinde uzman bilirkişiye başvurulmalı ve tutanak ../..
2011/2501-2012/404 S.2
bilirkişileri de dinlenilmeli, arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak dava ve temyize konu yer ile mera niteliğinde olduğu belirtilen taşınmaz kesimi arasında ayırıcı unsur oluşup oluşmadığı araştırılmalı, dava ve temyiz konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi, tanık beyanları ve yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa bu aykırılık duraksamasız giderilmeli, uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti ile birlikte taşınmaz bizzat mahkemece de görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı ile gerektiği taktirde ortak miras bırakanının, ölmüş ise dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek bu yolla kimlikleri sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de 3997.45 m2 yüzölçümündeki bölümün mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle özel siciline kaydına karar verilmemesi dahi isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 111 ada 2 parsel sayılı 68549.52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.7.2010 tarihli rapor ve haritada yeşil renkle boyalı alan ile gösterilen 3997.45 m2 miktarındaki kısım dışındaki 64552.07 m2 miktarındaki bölümün davacı adına tapuya tesciline, 3997.45 m2'lik bölüme açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın bir bölümünde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm verilmiş ise de mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Mahkemece yapılan harici gözlem ile ziraatçi bilirkişinin raporu birbiri ile uyumlu olmadığı gibi beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi, tanık ve tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları da soyut niteliktedir. Davacının tapu ve vergi kaydına dayanmaksızın belgesizden iktisap ettiği taşınmazlar hakkında yapılan araştırma da yetersizdir.
Hal böyle olunca davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazda yararı olmayan komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıkların beyanlarına başvurularak taşınmazın geleneksel biçimde kullanılagelen mera niteliğinde olup olmadığı, taşınmaz başında yapılacak keşifte sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin değerlendirilmesinde komşu parsellerin tutanak örneği ve belgelerden yararlanılmalı, gerektiğinde uzman bilirkişiye başvurulmalı ve tutanak ../..
2011/2501-2012/404 S.2
bilirkişileri de dinlenilmeli, arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak dava ve temyize konu yer ile mera niteliğinde olduğu belirtilen taşınmaz kesimi arasında ayırıcı unsur oluşup oluşmadığı araştırılmalı, dava ve temyiz konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi, tanık beyanları ve yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa bu aykırılık duraksamasız giderilmeli, uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti ile birlikte taşınmaz bizzat mahkemece de görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı ile gerektiği taktirde ortak miras bırakanının, ölmüş ise dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek bu yolla kimlikleri sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de 3997.45 m2 yüzölçümündeki bölümün mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle özel siciline kaydına karar verilmemesi dahi isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.