Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/1232 K.2011/8041
Özet: (1) Davacı Hazine, kadastro tespitine dayanan 176 parsel sayılı taşınmazın devlete kalan yerlerden olduğunu iddia ederek dava açtı; (2) Mahkeme, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve taşınmazın iptal kararının kapsamına girmediğini belirterek Hazine’nin davasını reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 176 parsel sayılı 2500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü ... ... adına tespit edilmiş, yapılan tespit 12.05.1986 gününde kesinleşmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kanunları uyarıca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek 30.01.1997 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Hazine'nin davasının 5841 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmüne göre reddine karar verilmiştir. Anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31-77 E.K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmü 23.7.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İptal kararının kesin hüküm halini almamış davalarda uygulanacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak "bağyeri" niteliği ile tespit edildiği, davacı Hazine'nin taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığı gözönüne alındığında, dava konusu taşınmazın iptal kararının gerekçesinde belirtilen nitelikteki kıyı, orman v.s. yerlerden olmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle iptal kararı kapsamında kalmadığı belirlendiğine göre; kadastro tespitinin kesinleştiği 12.05.1986 günü ile davacı tarafından tapu iptali ve tescil davasının açıldığı 30.01.1997 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulü gerekir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 176 parsel sayılı 2500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü ... ... adına tespit edilmiş, yapılan tespit 12.05.1986 gününde kesinleşmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kanunları uyarıca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek 30.01.1997 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Hazine'nin davasının 5841 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmüne göre reddine karar verilmiştir. Anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31-77 E.K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmü 23.7.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İptal kararının kesin hüküm halini almamış davalarda uygulanacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak "bağyeri" niteliği ile tespit edildiği, davacı Hazine'nin taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığı gözönüne alındığında, dava konusu taşınmazın iptal kararının gerekçesinde belirtilen nitelikteki kıyı, orman v.s. yerlerden olmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle iptal kararı kapsamında kalmadığı belirlendiğine göre; kadastro tespitinin kesinleştiği 12.05.1986 günü ile davacı tarafından tapu iptali ve tescil davasının açıldığı 30.01.1997 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulü gerekir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre, mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.