Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/7586 K.2011/769
Özet: Uyuşmazlık, 667 parsel sayılı taşınmazın kadastro kayıtları ve satış vaadi sözleşmeleri üzerinden davacıların tescil talebini içeriyordu; mahkeme, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle davalı adına tapuya tescilin yapılmasına karar verdi. Mahkemenin sonucu, davacılar ve katılanlar tarafından yapılan temyiz itirazlarının reddiyle birlikte, 10,10 TL harcın mahsubu ve geriye kalan 87,80 TL’nin temyiz eden taraflardan alınması yönündeydi.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... ile katılanlar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 667 parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ..., Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavülü yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... ve arkadaşları tapu kaydına, ... ve ... ise satış vaadi sözleşmesine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacıların davalarının esastan, katılanlar ... ve ...'ın davalarının ise görev nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... ile katılanlar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile davanın bu yolla saptanan niteliği dikkate alındığında, davacı tarafın tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören ve tarif edilen sınır yerlerinin nitelikleri itibari ile değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu nedenle Kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü özellikle 20/B maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin fer'i nitelikte olmadığı, taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ile ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği, sonradan yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı belirlendiğine göre; somut olayda davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, davacı tarafın öne sürdüğü iddiaları kanıtlayamadığı gibi, davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamadığı tüm dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar ... ve ... ile katılanlar ..., ... ve arkadaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin ödenen 10,10 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 87,80 TL harcın hükmü temyiz eden davacı ve katılanlardan alınmasına, 16.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 667 parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ..., Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavülü yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... ve arkadaşları tapu kaydına, ... ve ... ise satış vaadi sözleşmesine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacıların davalarının esastan, katılanlar ... ve ...'ın davalarının ise görev nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... ile katılanlar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile davanın bu yolla saptanan niteliği dikkate alındığında, davacı tarafın tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören ve tarif edilen sınır yerlerinin nitelikleri itibari ile değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, bu nedenle Kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü özellikle 20/B maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde davalı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin fer'i nitelikte olmadığı, taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ile ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği, sonradan yürürlüğe giren 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı belirlendiğine göre; somut olayda davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, davacı tarafın öne sürdüğü iddiaları kanıtlayamadığı gibi, davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamadığı tüm dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar ... ve ... ile katılanlar ..., ... ve arkadaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin ödenen 10,10 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 87,80 TL harcın hükmü temyiz eden davacı ve katılanlardan alınmasına, 16.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.