‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Ticaret Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/6141 K.2011/4998

Esas No: 2010/6141 · Karar No: 2011/4998 · Karar Tarihi: 13.09.2011
Özet: Uyuşmazlık, iş sahibi davalı şirketin yükleniciye emir ve talimat verme yetkisiyle oluşan bağımlılık ilişkisi nedeniyle haksız fiilden kaynaklanan tazminat ve faiz taleplerini içeriyordu; Mahkeme, bu bağımlılık ilişkisinin varlığını kabul ederek davalı şirketi diğer yüklenicilerle birlikte müteselsil sorumlu tutmalı olduğunu belirttiği halde kararın davacı yararına bozulmasına, peşin ödenen harcın iadesine ve talep edilen faize hükmedilmesine karar vermiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece iş sahibi davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

Eser sözleşmelerinde iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir. Bu özellik dikkate alındığında bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından eser sözleşmelerinin yerine getirilmesi ve işin yapımı sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde kural olarak iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak bu kesin bir kural değildir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de aynı Kanunun 51/2. maddesi hükmü uyarınca müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda, davalılar arasındaki sözleşme ve teknik şartname hükümleri bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, iş sahibi olan davalı şirkete işin yapımı sırasında diğer davalı yükleniciye emir ve talimat verme, işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanındığı görülmektedir.

Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında davalı şirketin de diğer davalılar ile birlikte zarardan ortak (müteselsil) olarak sorumlu tutulması gerekirken, davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.

2-Davacının talep edilen faize yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; talep edilen faize ilişkin bir hüküm kurulmamıştır.

Haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda, talep halinde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.

Somut olaya gelince, davacı haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans oranında faizle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece talep edilmesine rağmen faize hükmedilmemiştir.

O halde, davacının talebi doğrultusunda avans faizine de hükmolunması gerekirken, bu hususta karar verilmemesi dâhi doğru olmamış, davacının temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacıya iadesine, 13.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?