Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/4029 K.2011/2452
Özet: (1) Taraflar arasında 315 ada 7 parsel sayılı 998,16 m²’lik taşınmazın tescili ve ilgili zilyetliğin davalı taraf adına olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, davacı tarafın talebini reddederek taşınmazın tapuya tesciline karar vererek, temyiz itirazını da aynı şekilde kabul etmiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 315 ada 7 parsel sayılı 998,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavül yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi, 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında, davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 6,85 TL harcın hükmü temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 315 ada 7 parsel sayılı 998,16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bağışlamaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavül yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2, 3, 4 ve Şubat 1962 tarih 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi, 4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında, davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 6,85 TL harcın hükmü temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.