Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/22154 K.2013/19164
2 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın kaçak şeker sevkiyatları nedeniyle 5607 sayılı Kanuna muhalefet suçlamasıdır; mahkeme, sanığın temyiz taleplerini reddederek iki ayrı kararı onaylayarak hüküm ve ceza kararını kesinleştirir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5607 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Sanık ... hakkında hükümlülüğüne; Sanık ... hakkında beraatine, aracın iadesine, kaçak şekerin müsaderesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekilinin 01.07.2009 tarihli dilekçesi ile temyizden vazgeçtiği anlaşılmakla sanığın temyizine göre yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK.nun 42/1. maddesi uyarınca eski hale getirme talebi hakkında karar verme görevi bulunmayan Mahkemenin 01.09.2009 günlü ek kararı ve Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2009 gün ve 2009/494 D.İş sayılı kararı ile yine mahkemenin 29.10.2010 günlü ek kararı hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup, gıyabi karar Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tebliğ edilmediğinden sanığın eski hale getirme isteği yerinde görülerek, öğrenme üzerine yasal sürede yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.10.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... “... Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin sahibidir. Şirketin faaliyet konusu toptan şeker alarak paketlemek ve paketlenen şekerleri serbest piyasaya satmaktır.
Sanık ... 25.04.2008 günü kiraladığı 38 NZ 892 plaka sayılı Kamyon ile 25 kg. Paketler halinde 600 torba şekeri satış için sevk ederken yolda kolluk tarafından yapılan kontrolde kaçak olduğu düşüncesiyle el konulmuştur. El koyma sırasında sanık tarafından düzenlenen sevk irsaliyesi ibraz edilmiştir. Bu olay nedeniyle sanık hakkında Gürpınar Cumhuriyet Savcılığı'nın 2008/478/E 2008/388 İddianame sayılı ve 17.10.2008 günlü iddianamesiyle 5607 sayılı KMK.nın 3/5 maddesine aykırılık suçunun Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Yine sanık ... tarafından ... plaka sayılı kamyonla satmak için sevk edilen 342 adet 56 kg.lık ve 56 adet 25 kg.lık paketler halinde şekere de kollukca 29.04.2008 günü kaçak olduğu şüphesiyle el konulmuştur. Kamyon şoförü sanık ...'in şirketi tarafından düzenlenen faturayı ibraz etmiştir. Bu olay nedeniyle de sanık hakkında Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesine aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2008/471 E. 2008/381 iddianame sayılı ve 15.10.2010 günlü iddianameyle kamu davası açılmıştır.
Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesince her iki davanın yargılaması sonunda sanık ...'in mahkumiyetine karar vermiştir. Sanık her iki kararı da süresinde temyiz etmiştir.
Yapılan temyiz incelemesinde sayın çoğunluk tarafından her iki kararın da onanmasına karar verilmiştir.
Aşağıda açıklayacağım nedenlerle sayın çoğunluğun onama kararının isabetli olmadığı görüşündeyim. Şöyle ki;
1-Sanık ...'in yargılama sırasında her iki davada da savunması Başkale Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla talimatla alınmıştır. Talimat mahkemesi tarafından sanığa sorgudan önce ifadesini esas mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediği açıkça sorulmamıştır. Her ne kadar sanık talimat mahkemesinde duruşmadan vareste tutulmasını talep etmiş ise de, bu talep esas mahkemede ifade vermek istemediği şeklinde yorumlanamaz. Hüküm mahkemesinde savunma yapmakla duruşmadan vareste tutulmak ayrı sonuçları olan işlemlerdir. Duruşmadan vareste tutulmak sonraki duruşmalara katılmamak demektir. Hüküm mahkemesinde ifade vermek ise hüküm hakimi ile yüzyüze gelmek demektir. Bu durum sanık hakkında ceza belirlenirken hüküm hakimine sanık lehine değerlendirme yapma nedeni olabilecek bir durumdur. Lehine sonuç doğuracak bir işlemin sanık tarafından istenip istenmediği sanığa açıkça sorulmalıdır. 5271 sayılı CMK.nun 196. maddesinin 2. fıkrası hükmü buna amirdir. AİHM.nin Colozza-İtalya kararı da bu yöndedir. Bu konuda sonuç itibariyle CMK.nun 196/2. maddesine aykırı davranılmıştır.
2-Her iki olay arasında üç günlük bir zaman aralığı bulunmaktadır. Sanık sahibi olduğu şirket deposunda bulunan şekerleri üç gün arayla sevkederken yakalanmıştır. Her iki olay nedeniyle ayrı ayrı açılan kamu davaları birleştirilerek söylemlerin birlikte değerlendirilmesi ve TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç bulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.
Açıkladığım bu nedenlerle kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
SUÇ: 5607 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Sanık ... hakkında hükümlülüğüne; Sanık ... hakkında beraatine, aracın iadesine, kaçak şekerin müsaderesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan vekilinin 01.07.2009 tarihli dilekçesi ile temyizden vazgeçtiği anlaşılmakla sanığın temyizine göre yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK.nun 42/1. maddesi uyarınca eski hale getirme talebi hakkında karar verme görevi bulunmayan Mahkemenin 01.09.2009 günlü ek kararı ve Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2009 gün ve 2009/494 D.İş sayılı kararı ile yine mahkemenin 29.10.2010 günlü ek kararı hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup, gıyabi karar Tebligat Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tebliğ edilmediğinden sanığın eski hale getirme isteği yerinde görülerek, öğrenme üzerine yasal sürede yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.10.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... “... Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin sahibidir. Şirketin faaliyet konusu toptan şeker alarak paketlemek ve paketlenen şekerleri serbest piyasaya satmaktır.
Sanık ... 25.04.2008 günü kiraladığı 38 NZ 892 plaka sayılı Kamyon ile 25 kg. Paketler halinde 600 torba şekeri satış için sevk ederken yolda kolluk tarafından yapılan kontrolde kaçak olduğu düşüncesiyle el konulmuştur. El koyma sırasında sanık tarafından düzenlenen sevk irsaliyesi ibraz edilmiştir. Bu olay nedeniyle sanık hakkında Gürpınar Cumhuriyet Savcılığı'nın 2008/478/E 2008/388 İddianame sayılı ve 17.10.2008 günlü iddianamesiyle 5607 sayılı KMK.nın 3/5 maddesine aykırılık suçunun Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Yine sanık ... tarafından ... plaka sayılı kamyonla satmak için sevk edilen 342 adet 56 kg.lık ve 56 adet 25 kg.lık paketler halinde şekere de kollukca 29.04.2008 günü kaçak olduğu şüphesiyle el konulmuştur. Kamyon şoförü sanık ...'in şirketi tarafından düzenlenen faturayı ibraz etmiştir. Bu olay nedeniyle de sanık hakkında Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesine aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2008/471 E. 2008/381 iddianame sayılı ve 15.10.2010 günlü iddianameyle kamu davası açılmıştır.
Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesince her iki davanın yargılaması sonunda sanık ...'in mahkumiyetine karar vermiştir. Sanık her iki kararı da süresinde temyiz etmiştir.
Yapılan temyiz incelemesinde sayın çoğunluk tarafından her iki kararın da onanmasına karar verilmiştir.
Aşağıda açıklayacağım nedenlerle sayın çoğunluğun onama kararının isabetli olmadığı görüşündeyim. Şöyle ki;
1-Sanık ...'in yargılama sırasında her iki davada da savunması Başkale Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla talimatla alınmıştır. Talimat mahkemesi tarafından sanığa sorgudan önce ifadesini esas mahkeme huzurunda vermek isteyip istemediği açıkça sorulmamıştır. Her ne kadar sanık talimat mahkemesinde duruşmadan vareste tutulmasını talep etmiş ise de, bu talep esas mahkemede ifade vermek istemediği şeklinde yorumlanamaz. Hüküm mahkemesinde savunma yapmakla duruşmadan vareste tutulmak ayrı sonuçları olan işlemlerdir. Duruşmadan vareste tutulmak sonraki duruşmalara katılmamak demektir. Hüküm mahkemesinde ifade vermek ise hüküm hakimi ile yüzyüze gelmek demektir. Bu durum sanık hakkında ceza belirlenirken hüküm hakimine sanık lehine değerlendirme yapma nedeni olabilecek bir durumdur. Lehine sonuç doğuracak bir işlemin sanık tarafından istenip istenmediği sanığa açıkça sorulmalıdır. 5271 sayılı CMK.nun 196. maddesinin 2. fıkrası hükmü buna amirdir. AİHM.nin Colozza-İtalya kararı da bu yöndedir. Bu konuda sonuç itibariyle CMK.nun 196/2. maddesine aykırı davranılmıştır.
2-Her iki olay arasında üç günlük bir zaman aralığı bulunmaktadır. Sanık sahibi olduğu şirket deposunda bulunan şekerleri üç gün arayla sevkederken yakalanmıştır. Her iki olay nedeniyle ayrı ayrı açılan kamu davaları birleştirilerek söylemlerin birlikte değerlendirilmesi ve TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç bulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.
Açıkladığım bu nedenlerle kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.