Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/1962 K.2012/24075
Özet: Uyuşmazlık, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde, mahkeme yetkililiği ve cezai sorumluluk konularında ortaya çıkan bir davaydı; Mahkeme, sanığın zimmet suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesini uygulayarak hapis cezası vererek kararını bozdu.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4389 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğe ve hak yoksunluğuna
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/4. madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı yasanın 26. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer Ağır Ceza Mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir." hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen suçlardan dolayı açılan davalara bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.1.2004 gün ve 2 sayılı Kararı, 610 sayılı kararı kaldırarak İstanbul için 8. Ağır Ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesinde de 4389 sayılı yasanın, 5020 sayılı yasanın 26. maddesi ile değişik 24/4. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da HSYK.nun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı, 15.04.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1'inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiğinden dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin gerekmesi,
2-) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı Yasanın 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesi uyarınca, ceza uygulamasında memur sayılan ve diğer koşulları da oluştuğunda zimmet suçunu işleyebilecek olan Türkiye ... Bankası personelinin banka parasını mal edinmesi halinde haklarında 4389 sayılı Yasanın 22/11. maddesi uyarınca daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK.nun 202. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247.) maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2005 gün ve 5/146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanamayacağı belirtilmiş olup, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22. maddesinde 5237 sayılı TCK'da bulunan zimmet suçuna paralel olarak bankalar için özel düzenleme yapıldığı cihetle, sanığın zimmet eyleminin 4603 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle suç tarihleri itibariyle memur gibi cezalandırılabilme olanağı kalmadığından, hükümden önce 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 4389 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanunu da sanık lehine değişiklikler içermekte olduğundan anılan Yasadaki göreve ilişkin hükümler de gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden olayda uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 247. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.09.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 4389 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğe ve hak yoksunluğuna
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/4. madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı yasanın 26. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer Ağır Ceza Mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir." hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen suçlardan dolayı açılan davalara bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.1.2004 gün ve 2 sayılı Kararı, 610 sayılı kararı kaldırarak İstanbul için 8. Ağır Ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 164. maddesinde de 4389 sayılı yasanın, 5020 sayılı yasanın 26. maddesi ile değişik 24/4. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da HSYK.nun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı, 15.04.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 1'inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiğinden dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin gerekmesi,
2-) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3771 sayılı Yasanın 3. maddesiyle yeniden düzenlenen 11/b maddesi uyarınca, ceza uygulamasında memur sayılan ve diğer koşulları da oluştuğunda zimmet suçunu işleyebilecek olan Türkiye ... Bankası personelinin banka parasını mal edinmesi halinde haklarında 4389 sayılı Yasanın 22/11. maddesi uyarınca daha ağır hükümler taşıyan 765 sayılı TCK.nun 202. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247.) maddesinin uygulanması gerekeceği kabul edilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2005 gün ve 5/146-7 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 5. bendinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bankalar hakkında uygulanamayacağı belirtilmiş olup, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22. maddesinde 5237 sayılı TCK'da bulunan zimmet suçuna paralel olarak bankalar için özel düzenleme yapıldığı cihetle, sanığın zimmet eyleminin 4603 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle suç tarihleri itibariyle memur gibi cezalandırılabilme olanağı kalmadığından, hükümden önce 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 4389 sayılı Yasayı yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanunu da sanık lehine değişiklikler içermekte olduğundan anılan Yasadaki göreve ilişkin hükümler de gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden olayda uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 247. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 20.09.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.