Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/18082 K.2013/19898
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 5846 sayılı yasa kapsamında bandrolsüz CD satışı nedeniyle suç işlediği iddiası üzerine yapılan temyiz başvurusudur. Mahkeme, sanığın hapis cezasını para cezasına çevirmeyi reddederek, mevcut yasal hükümler çerçevesinde hüküm koyarak kararın bozulmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5846 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1- Sanığın, 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/7. fıkrası kapsamında kalan yerde bandrolsüz CD satmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/9-1-a; karar tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. maddelerinde düzenlenen suça uyduğu gözetilerek,
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümleri birlikte ele alınıp, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi uyarınca önceki ve sonraki yasaların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde lehe olan hüküm belirlenerek sanığın cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/9-1-b; karar tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. maddeleri arasında kıyaslama yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
2- Hükmolunan hapis cezası paraya çevrilmediği ve gün adli para cezasından çevrilen para cezası taksitlendirilmediği halde, kararın gerekçe kısmında para cezasının taksitlendirilmesinin uygun görüldüğünün belirtilmesi suretiyle, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması,
3- TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nun 53. maddesinin yazılı şekilde yanlış uygulanması,
4- Sanık hakkında TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan önceki mahkumiyet hükmünün denetime olanak verecek şekilde gösterilmemesi,
5- 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesinde, mahkumiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkralarında ise "Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir" denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir.
Buna göre, mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 5846 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1- Sanığın, 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/7. fıkrası kapsamında kalan yerde bandrolsüz CD satmak şeklinde gerçekleşen eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/9-1-a; karar tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. maddelerinde düzenlenen suça uyduğu gözetilerek,
Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümleri birlikte ele alınıp, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi uyarınca önceki ve sonraki yasaların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde lehe olan hüküm belirlenerek sanığın cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5101 sayılı Yasa ile değişik 81/9-1-b; karar tarihinde yürürlükte bulunan 5846 sayılı Yasa'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 81/4. maddeleri arasında kıyaslama yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
2- Hükmolunan hapis cezası paraya çevrilmediği ve gün adli para cezasından çevrilen para cezası taksitlendirilmediği halde, kararın gerekçe kısmında para cezasının taksitlendirilmesinin uygun görüldüğünün belirtilmesi suretiyle, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması,
3- TCK'nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nun 53. maddesinin yazılı şekilde yanlış uygulanması,
4- Sanık hakkında TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan önceki mahkumiyet hükmünün denetime olanak verecek şekilde gösterilmemesi,
5- 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesinde, mahkumiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkralarında ise "Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir" denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir.
Buna göre, mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.