‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/16623 K.2013/22227

Esas No: 2012/16623 · Karar No: 2013/22227 · Karar Tarihi: 18.11.2013
Özet: (1) Çocuk mahkemesinde, 09.06.2008 tarihli suç yönünden kurulan mahkumiyetin temyiz itirazları ve ilgili raporların eksikliği nedeniyle hukuki sorumluluk ve ceza miktarı konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, sanığın yaşına uygun kapalı duruşma yapılmadığını, adli tıp raporlarının eksik olduğunu, sosyal inceleme bilirkişisinin yemin tutanağının imzalanmadığını, maddi zarar bulunmadığını ve cezaların toplanmasının mümkün olmadığını belirterek, temyiz itirazlarını kabul ederek hükmü bozdu ve yeniden karar verilmesini emreddi.
MAHKEMESİ: Çocuk Mahkemesi
SUÇ: 5846 sayılı yasaya aykırılık

HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I- Sanık ve müdafiinin, 09.06.2008 tarihli suç yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yaşına göre, CMK'nun 185/1. maddesi uyarınca kapalı yapılması gereken bir kısım duruşmalar açık yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
1- Suç tarihi itibariyle 12 - 15 yaş grubunda bulunan sanık hakkında Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda "fiili algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu" yönünde görüş bildirildiği halde; birleşen diğer davalara ilişkin üç ayrı raporda aksi yönde mütalaaların bulunduğu gözetilerek, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğinin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- CMK'nun 64/6. maddesi hükmüne aykırı olarak, sosyal inceleme raporuna ilişkin bilirkişi yemin tutanağının hakim tarafından imzalanmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3- 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nun 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- 5237 sayılı TCK'da cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi,
5- El konulan dava konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi,
II- Sanık ve müdafiinin, 18.06.2008, 18.07.2008 ve 04.12.2009 tarihli suçlar yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın yaşına göre, CMK'nun 185/1. maddesi uyarınca kapalı yapılması gereken bir kısım duruşmalar açık yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Hükmün sair yönleri incelenmemiş ise de,
1- 5271 sayılı CMK'nun 147. ve 191. maddeleri uyarınca sanığın usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde atılı her üç suçtan mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Suç tarihleri itibariyle 12 - 15 yaş grubunda bulunan sanık hakkında her bir suç yönünden ayrı ayrı olmak üzere Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporlarda "fiili algılama ve fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiği" yönünde görüş bildirildiği halde; birleşen 09.06.2008 suç tarihli davaya ilişkin raporda aksi yönde mütalaanın bulunduğu gözetilerek, sanığın işlediği her bir fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediğinin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Suç tarihlerinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesine muhalefet edilmesi,
4- Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 ve 289/1-g maddelerinin amir hükmü olduğu dikkate alınarak; iddia, savunma, sanığın leh ve aleyhindeki kanıtların tartışılması ve yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
5- CMK'nun 232/2-c maddesi hükmüne aykırı olarak, karar başlığına suç tarihlerinin yazılmaması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
6- 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nun 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olaylarda suçların işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş olması gerekçesine dayanılarak ve sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları açısından 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesinin uygulama gerekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
7- Tüm suç tarihlerinde 12 - 15 yaş grubunda olan sanık hakkındaki "IV" numaralı hükümde, TCK'nun 31/2. maddesi yerine 31/3. maddesi uygulanmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
8- 5237 sayılı TCK'da cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi,
9- 18.06.2008 ve 18.07.2008 tarihli suçlar yönünden, el konulan dava konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi; 04.12.2009 tarihli suç yönünden ise, dava konusu eşyanın niteliğinin tespiti açısından konusunda uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra müsaderesi talep edilen bu eşya hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği hususunun düşünülmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?