Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/6958 K.2012/1227
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 81/9‑1‑a maddesine göre adli para cezasına çarptırılmasıdır; mahkeme, bu cezayı 5.560,00 TL olarak belirleyip, ilgili indirimleri uygulayarak kararını bozmaya karar vermiştir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'ın, anılan Kanunun 81/9-1-a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31/3, 62. maddeleri gereğince 3.088,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 24.06.2008 tarihli ve 2007/721 esas, 2008/868 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 17.04.2011 gün ve 19858 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2011 gün ve KYB. 2011-184200 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanunun 5101 sayılı Kanunla değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000,00 yeni Türk lirası adli para cezasının, 765 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanunun "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanunu değiştiren 5101 sayılı Kanunun ise 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanunun 81/9-1-a maddesi uyarınca 5.560,00 yeni Türk lirası temel adli para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde,
2-5728 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın suç tarihindeki yaşına ve mahkemenin uygulamasına göre lehe olan 5237 sayılı yasanın 08.07.2005 günlü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı sayılı yasa değişikliği öncesindeki 31/3. fıkrasına göre indirim esasının cezasının yarısı olduğu gözetilmeden bu hususta ve yine mahkumiyet hükmü kurulurken sanığın savunmasının alınmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma talebinde bulunup bulunulmayacağı hususunun Adalet Bakanlığınca değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanunun 5101 sayılı Kanunla değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000,00 yeni Türk lirası adli para cezasının, 765 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanunun "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanunu değiştiren 5101 sayılı Kanunun ise 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanunun 81/9-1-a maddesi uyarınca 5.560,00 yeni Türk lirası temel adli para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde,
2-5728 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın suç tarihindeki yaşına ve mahkemenin uygulamasına göre lehe olan 5237 sayılı yasanın 08.07.2005 günlü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı sayılı yasa değişikliği öncesindeki 31/3. fıkrasına göre indirim esasının cezasının yarısı olduğu gözetilmeden bu hususta ve yine mahkumiyet hükmü kurulurken sanığın savunmasının alınmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma talebinde bulunup bulunulmayacağı hususunun Adalet Bakanlığınca değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.