Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/6957 K.2012/1359
Özet: (1) Uyuşmazlık, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na aykırılık suçundan sanığın adli para cezası uygulanmasıyla ilgili; (2) Mahkeme, 6.104,00 TL temel cezanın indirimlerle 3.390,00 TL’ye düşürülmesini onaylayarak kararını bozma talebini reddetti.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırılık suçundan sanık ...'nın, 5846 sayılı Kanunun 89/9-1-a maddesi gereğince temel ceza olarak 6.104,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 4.069,00 yeni Türk lirası, 5237 sayılı Kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 3.390,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 22.09.2008 tarihli ve 2007/690 Esas, 2008/1104 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 18.04.2011 gün ve 20237 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2011 gün ve KYB. 2011-184192 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanunun 5101 sayılı Kanunla değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000,00 yeni Türk lirası adli para cezasının, 765 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanunun "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanunu değiştiren 5101 sayılı Kanunun ise 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanunun 81/9-1-a maddesi uyarınca 6.104,00 yeni Türk lirası temel adli para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde,
2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosya kapsamından,
Mahkumiyet hükmü kurulurken sanığın savunmasının alınmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma talebinde bulunup bulunulmayacağı hususunun Adalet Bakanlığınca değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi karşısında, 5846 sayılı Kanunun 5101 sayılı Kanunla değişik 81/9-1-a maddesinde öngörülen 5.000,00 yeni Türk lirası adli para cezasının, 765 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince artırılamayacağı, 5252 sayılı Kanunun "Diğer kanunlardaki para cezalarının artırılması ve usulü" başlıklı 4. maddesinin de 31.12.2002 tarihine kadar yürürlüğe giren kanunlarda yer alan para cezalarındaki artışı düzenlediği, 5846 sayılı Kanunu değiştiren 5101 sayılı Kanunun ise 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle olayda uygulama yerinin bulunmadığı gözetilmeden sanık hakkında 5846 sayılı Kanunun 81/9-1-a maddesi uyarınca 6.104,00 yeni Türk lirası temel adli para cezasına hükmedilip, bu miktar üzerinden indirim maddelerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayininde,
2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının gerekip gerekmediği hususunun tartışılmamasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosya kapsamından,
Mahkumiyet hükmü kurulurken sanığın savunmasının alınmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma talebinde bulunup bulunulmayacağı hususunun Adalet Bakanlığınca değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.