Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/474 K.2013/10749
Özet: Uyuşmazlık, 4389 sayılı yasaya aykırılık iddiasıyla banka çalışanı sanığının suç işlemiş olması ve ilgili belgelerin doğruluğunun tartışılmasıydı. Mahkeme, sanığın suçlu bulunmasını bozan eksik araştırma ve prosedür hatalarını belirterek mahkumiyet kararını bozdu ve kararı iptal etti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ: 4389 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-Sanık aşamalardaki savunmalarında, suçlamaları kabul etmediğini, banka içerisinde memurlar arasında gişe görev ayırımı olmadığını, memurların müşteri durumuna göre 1 ve 2 nolu gişelerde görev yaptıklarını açıklamış olup, dava konusu işlemleri sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespiti açısından, suç tarihleri itibariyle bankada yapılan işlemlerde personele ait hesap açma kapatma şifrelerinin olup olmadığının tespit edilip, memurların banka içindeki gişelerde sanığın belirttiği şekilde görev ayırımı olmaksızın birbirlerinin şifrelerini kullanarak çalışıp çalışmadıkları konusunda diğer banka görevlileri de dinlenilerek sonucuna nazaran sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Zimmete konu tediye fişleri üzerinde bulunan ve tanzim eden tarafından atıldığı anlaşılan parafların ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığının tespiti bakımından, sanığın suç tarihinden 3 ay geriye doğru banka içerisinde diğer işlemlerle ilgili dekont asılları da mümkünse temin edilip, varsa diğer resmi kurumlardaki imza örnekleri de tespit edilerek, 23.06.1999 tarihinden sonraki suç konusu tediye fışlerindeki imzalarla karşılaştırma yapılması için tüm belgelerin adli tıp kurumu grafoloji bölümüne gönderilerek, suça konu fişlerdeki imzaların, sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alınıp, sonucuna nazaran sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 3-Atılı 4389 sayılı yasaya muhalefet suçundan doğrudan doğruya zarar gören konumunda bulunmayan banka mudisi müştekiler, ..., ... ve ...'ın davaya katılma haklarının bulunmadığı gözetilmeden, adı geçen müştekilerin müdahilliklerine karar verilerek lehlerine vekalet ücreti tayini, Yasaya aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.05.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İşlemlerin sanık ...'nun görevli olduğu 2 nolu gişeden yapılmış olmasına, bankada işlemlerin sanık tarafından yapıldığının 03.02.2008 gün ve 1820 sayılı banka yazısından anlaşılmasına, aşırı derecede borçlu olan sanığın olay ortaya çıkar çıkmaz istifa etmesi, soruşturma sırasında yardımlaşma sandığında olan alacağının ve ikramiyesinin zimmete sayılmasını kabul etmesi de gözetilerek sanığın mahkumiyet kararı doğru olup çoğunluğun bozma nedenlerine katılmıyorum.
HÜKÜM: Hükümlülük Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-Sanık aşamalardaki savunmalarında, suçlamaları kabul etmediğini, banka içerisinde memurlar arasında gişe görev ayırımı olmadığını, memurların müşteri durumuna göre 1 ve 2 nolu gişelerde görev yaptıklarını açıklamış olup, dava konusu işlemleri sanığın gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespiti açısından, suç tarihleri itibariyle bankada yapılan işlemlerde personele ait hesap açma kapatma şifrelerinin olup olmadığının tespit edilip, memurların banka içindeki gişelerde sanığın belirttiği şekilde görev ayırımı olmaksızın birbirlerinin şifrelerini kullanarak çalışıp çalışmadıkları konusunda diğer banka görevlileri de dinlenilerek sonucuna nazaran sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Zimmete konu tediye fişleri üzerinde bulunan ve tanzim eden tarafından atıldığı anlaşılan parafların ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığının tespiti bakımından, sanığın suç tarihinden 3 ay geriye doğru banka içerisinde diğer işlemlerle ilgili dekont asılları da mümkünse temin edilip, varsa diğer resmi kurumlardaki imza örnekleri de tespit edilerek, 23.06.1999 tarihinden sonraki suç konusu tediye fışlerindeki imzalarla karşılaştırma yapılması için tüm belgelerin adli tıp kurumu grafoloji bölümüne gönderilerek, suça konu fişlerdeki imzaların, sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda rapor alınıp, sonucuna nazaran sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 3-Atılı 4389 sayılı yasaya muhalefet suçundan doğrudan doğruya zarar gören konumunda bulunmayan banka mudisi müştekiler, ..., ... ve ...'ın davaya katılma haklarının bulunmadığı gözetilmeden, adı geçen müştekilerin müdahilliklerine karar verilerek lehlerine vekalet ücreti tayini, Yasaya aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.05.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İşlemlerin sanık ...'nun görevli olduğu 2 nolu gişeden yapılmış olmasına, bankada işlemlerin sanık tarafından yapıldığının 03.02.2008 gün ve 1820 sayılı banka yazısından anlaşılmasına, aşırı derecede borçlu olan sanığın olay ortaya çıkar çıkmaz istifa etmesi, soruşturma sırasında yardımlaşma sandığında olan alacağının ve ikramiyesinin zimmete sayılmasını kabul etmesi de gözetilerek sanığın mahkumiyet kararı doğru olup çoğunluğun bozma nedenlerine katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.