Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/1373 K.2013/18038
Özet: Uyuşmazlık, sanığın özel güvenlik hizmeti faaliyet izin belgesinde belirtilen görevi nedeniyle 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Kanunu’na aykırı olarak yönetici olarak çalıştığı iddiasıyla ilgiliydi; mahkeme, bu iddiaları eksik inceleme ve yasal değişikliklerin uygulanması gerekçesiyle değerlendirerek, sanığın hapis cezası yerine adli para cezasına çevrilmesini tercih etti. Mahkemenin sonucu, sanığın 5188 sayılı kanuna göre suç işlediği tespit edilip, 5728 sayılı Kanunla değişiklenen hükümler çerçevesinde hapis yerine adli para cezası verilmesi ve zararın giderilmemesi durumunda hükmün açı
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5188 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) Sanığın özel güvenlik faaliyet izin belgesinde yazılı olduğu gibi 5188 sayılı yasaya göre yönetici olarak çalıştığını ancak şirketi temsil ve imza yetkisi olmadığını sorumlu şirket yetkilisinin ... olduğunu savunması karsısında, adı geçen şahıs dinlenerek güvenlik görevlisi kişilerin görevlendirilmesinden kimin sorumlu olduğu araştırılıp varsa buna ilişkin belgeler getirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi,
Kabule göre;
2-) 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 19/c fıkrasında atılı eylemin müeyyidesi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını, değişiklik öncesi 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 19/c fıkrasında ise adli para cezasını içermekte olduğu; hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı T.C. K. nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesinin tercih edilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile suç tarihinden sonra 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekmesi,
3-) 5271 sayılı CMK.nun 231. Maddesinde düzenlenen suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5. Madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zararın bulunmadığının anlaşılması halinde, CMK.nun 231. maddesindeki diğer objektif ve sübjektif koşullar tartışma konusu yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışma konusu yapılmadan yalnızca zararın karşılanmamış olması gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 5188 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-) Sanığın özel güvenlik faaliyet izin belgesinde yazılı olduğu gibi 5188 sayılı yasaya göre yönetici olarak çalıştığını ancak şirketi temsil ve imza yetkisi olmadığını sorumlu şirket yetkilisinin ... olduğunu savunması karsısında, adı geçen şahıs dinlenerek güvenlik görevlisi kişilerin görevlendirilmesinden kimin sorumlu olduğu araştırılıp varsa buna ilişkin belgeler getirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi,
Kabule göre;
2-) 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 19/c fıkrasında atılı eylemin müeyyidesi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını, değişiklik öncesi 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 19/c fıkrasında ise adli para cezasını içermekte olduğu; hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı T.C. K. nın 50. maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesinin tercih edilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek;
Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile suç tarihinden sonra 5728 sayılı Yasanın 546. maddesi ile değişik 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekmesi,
3-) 5271 sayılı CMK.nun 231. Maddesinde düzenlenen suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK.nun 231/5. Madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zararın bulunmadığının anlaşılması halinde, CMK.nun 231. maddesindeki diğer objektif ve sübjektif koşullar tartışma konusu yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışma konusu yapılmadan yalnızca zararın karşılanmamış olması gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.