‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2009/17422 K.2012/3289

Esas No: 2009/17422 · Karar No: 2012/3289 · Karar Tarihi: 09.02.2012
Özet: (1) Sürücü belgesiz araç kullanma eylemi nedeniyle Lapseki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uygulanan 600 TL idari para cezasına ilişkin itirazın reddi ve yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, itirazın reddine karar vererek, yargılamanın yenilenmesi talebini de reddederek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine uygun olarak kararını bozma isteminin kabulünü yapmıştır.
Sürücü belgesiz araç kullanmak eyleminden dolayı ... hakkında Lapseki Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2008 tarihli ve 2008/88 sayılı kararı ile uygulanan 600 yeni Türk lirası idari para cezasına yönelik itirazın reddine ilişkin Lapseki Sulh Ceza Mahkemesinin 27.11.2008 tarihli ve 2008/308 değişik iş sayılı kararını müteakip, adı geçen tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, talebin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 01.03.2009 tarihli ve 2009/38 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair Lapseki Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2009 tarihli ve 2009/21 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 09.09.2009 gün ve 50934 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 08.10.2009 gün ve KYB. 2009/214706 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Yargılamaya katılamayacak hakim" kenar başlıklı 23. maddesinin 3. fıkrasındaki "Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim, aynı işte görev alamaz." Aynı Kanunun "Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii" kenar başlıklı 318. maddesinin 1. fıkrasındaki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağı gibi, yargılamanın yenilenmesi isteminin hükmü veren mahkemeye sunulacağının belirtilmiş olmasına nazaran, yargılamanın yenilenmesine dair istemin kabule değer olup olmadığına ilişkin karar ile müteakip işlemlerin önceki yargılamada görev alan hakim tarafından yapılamayacağı dikkate alınmaksızın, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren temel yasalarla ceza ve ceza usul hukukunda yapılan köklü değişikliklerin en önemlilerinden birisi suç ve kabahat ayrımının kesin çizgileri ile belirlenmesi olmuş, 5271 sayılı CMK.nun 1. maddesindeki “Bu kanun ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler” biçimindeki düzenleme gereğince yalnızca suçların yargılanması ile ilgili genel kurallar getirilmiştir.

Konumuzla ilgili olarak CMK.nun "Yargılamanın yenilenmesi" başlıklı 311. maddesinin 1. fıkrası "kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava" tanımıyla bu olağanüstü kanun yolunun ancak CMK.nun 223. maddesinin 1. fıkrasında sayılmış, sınırlı sayıdaki hükümlerle ilgili davalar için kullanılabileceğini vurgulamış, devam eden maddelerde ise ancak anılan davalarla ilgili yargılamanın yenilenmesi istemlerinin koşulları inceleme yöntemleri sonuçlandırılmaları ve kanun yollarının ayrıntılarını düzenlemiştir.

Eş anlatımla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun konusu suçla ilgili yargılama olup, getirdiği düzenlemelerin kabahatlerin yargılanmasına uygulanması 5326 sayılı yasanın özel yollamaları dışında olanaklı olmadığı gibi getirdiği olağan ve olağanüstü yasa yollarına ilişkin kurallarında kabahatlerle ilgili olarak uygulanması olanak dışıdır.

Vardığımız bu sonuç, kabahatlerle ilgili olarak genel ilkeler, tanımlar, karar alma süreci, idari yaptırımlarla ilgili kanun yolları idari yaptırımların yerine getirilmesi gibi hem usul hem de maddi hukuku düzenleyen 5326 sayılı Kabahatler Kanununun genel yapısıyla da doğrulanmaktadır.

Nitekim 5326 sayılı yasanın 27, 28, 29 ve 30. maddeleri kabahatlerle ilgili kararlara karşı kanun yollarını tüm ayrıntıları ile başvuru ve itiraz olarak belirlerken kabahatler hakkında CMK.nun kanun yollarına ilişkin kurallarının da uygulanacağına dair hiçbir düzenleme yapmamıştır. Zaten kabahatlerle ilgili olarak hüküm bulunmayan hallerde CMK.nun kurallarının uygulanacağını belirten genel bir yollama kuralına yer verilmemesi ve ancak yetki, tanık, bilirkişi dinlenmesi gibi konularda CMK.`ya yollama yapılması da, kabahatler kanununun kabahat yargılamasını tüm yönleriyle düzenleyen CMK.dan ayrılan bağımsız bir yasa olduğunu göstermektedir.

Vardığımız bu sonuçları özetlersek,
Kabahatler kanununun 27. maddesi uyarınca bir idari yaptırıma karşı yapılan başvuru sonucunda verilen sulh ceza mahkemesi kararı kabahatle ilgili özel bir denetim sonucunda oluştuğundan ve yapılan faaliyet CMK.nun düzenlediği suçla ilgili bir dava türü olmadığı gibi varılan sonuç da CMK.nun 223/1. maddesi anlamında hüküm niteliğinde bulunmadığından, bu karara karşı CMK.nun 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolu işletilemeyecektir.

Bu durum karşısında yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkin dilekçesi sonrasında verilen tüm kararlar hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 09.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?