Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2009/14 K.2012/721
Özet: Uyuşmazlık, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve ilgili Türk Ceza Kanunu maddelerine göre sanığın adli para cezaları ile cezalandırılması kararıyla ilgilidir; mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemini reddederek kararın kesinleşmesini onaylamıştır.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan sanık ...'in, anılan Kanunun 3/5 ve 5237 sayılı Türk CEza Kanunu'nun 62/1, 50, 52. maddeleri uyarınca 5.000,00 ve 16.660,00 Yeni Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair AĞRI 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2008 tarihli ve 2006/569 esas 2008/338 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 25.11.2008 gün ve 58672 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2008 gün ve KYB. 2008-261975 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Hüküm tarihinden önce 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi 1 ve 14. fıkraları karşısında, anılan Kanun'un geçici 1. madde 2. fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozmaya konu kararda sanığın huzurunda verilen hüküm yönünden temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayacağı hususunun belirtilmediği ve temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayacağını gösterir meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle kanun yararına bozma istemine konu kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16.01.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Hüküm tarihinden önce 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi 1 ve 14. fıkraları karşısında, anılan Kanun'un geçici 1. madde 2. fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Kanun yararına bozmaya konu kararda sanığın huzurunda verilen hüküm yönünden temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayacağı hususunun belirtilmediği ve temyiz süresinin tefhimden itibaren başlayacağını gösterir meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle kanun yararına bozma istemine konu kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 16.01.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.