Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2009/10192 K.2011/27157
Özet: (1) 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan sanıklara ayrı ayrı adli para cezası verilmesi; (2) Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma talebini reddederek kararın bozulmamasını ve sanıkların cezalarının devam etmesini kararlaştırdı.
4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan sanıklar ... ve ...'un, anılan Kanunun 4/1-a 2, 3, 5/son maddeleri gereğince ayrı ayrı 39.873 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Van 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.07.2005 tarihli ve 2005/28-925 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 07.05.2009 gün ve 26194 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2009 gün ve KYB. 2009-122570 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.03.2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı ilamında belirtildiği üzere, 4926 sayılı kanunun 5/son madde-fıkrasında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, hükümden önce 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2.maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde "Toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder" şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesi de nazara alınarak sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı önödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozmaya konu kararda; yasa yolu açık olmak üzere denilmek suretiyle yasa yolu, mercii, süresi ve başvuru şeklinin gösterilmediği bu hususlarda meşruhatlı davetiye de gönderilmediği bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 27.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 01.03.2007 tarihli ve 2005/14696 esas, 2007/1256 sayılı ilamında belirtildiği üzere, 4926 sayılı kanunun 5/son madde-fıkrasında toplu kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, hükümden önce 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 2.maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde "Toplu suç aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder" şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7.maddesi de nazara alınarak sanıkların toplu kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi ve buna göre sanıklara ayrı ayrı önödeme önerisi tebliğ edilerek sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozmaya konu kararda; yasa yolu açık olmak üzere denilmek suretiyle yasa yolu, mercii, süresi ve başvuru şeklinin gösterilmediği bu hususlarda meşruhatlı davetiye de gönderilmediği bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 27.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.