Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/8775 K.2011/17294
Özet: (1) Sanık, 01.08.2005‑15.06.2006 tarihleri arasında “bakaya kalmak” suçunu işlediği gerekçesiyle 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1-A maddesinin “7 gün içinde kendiliğinden gelenler” hükmü uyarınca adli para cezasına çevirildiği kararına itiraz etti. (2) Yargıtay, kanun yararına bozma talebini kabul ederek Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 11.09.2007 tarihli ve 2007/29‑471 sayılı kararı bozmaya karar verdi.
Bakaya kalmak suçundan sanık ...'ın, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 63/1-A maddesinin "7 gün içinde kendiliğinden gelenler cümlesi", 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddeleri uyarınca 600,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/09/2007 tarihli ve 2007/29-471 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 30.04.2008 gün ve 24692 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2008 gün ve KYB. 2008-107620 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-) Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 27.07.2006 tarihli ve 2006/1409-403 sayılı iddianamesi ile sanığın 01.08.2005-15.06.2006 tarihleri arasında 3 aydan sonra kendiliğinden gelmekle son bulan bakaya suçunu işlediğinden bahisle dava açılmış olması ve mahkemenin kabulünün de bu yönde bulunması karşısında, 1632 sayılı Kanunun 63/1-A maddesinin "üç aydan sonra gelenler" cümlesi gereğince 4 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması yerine, aynı maddenin "7 gün içinde kendiliğinden gelenler" cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2-) 1632 sayılı Kanunun 63/1-A maddesinde öngörülen müeyyidenin hapis cezası olduğu, her ne kadar kısa süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde para cezasına çevrilmesi mümkün ise de, hapisten çevrilen para cezası ile doğrudan hükmedilen para cezasının infaz koşularının birbirinden farklı olması sebebiyle, öncelikle madde de belirtilen hapis cezasına hükmedilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52. maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, ne şekilde hesaplandığı da belli olmayacak biçimde doğrudan para cezasına hükmedilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.09.2007 gün ve 2007/29 Esas, 2007/471 Karar sayılı kararının CMK'nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-) Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 27.07.2006 tarihli ve 2006/1409-403 sayılı iddianamesi ile sanığın 01.08.2005-15.06.2006 tarihleri arasında 3 aydan sonra kendiliğinden gelmekle son bulan bakaya suçunu işlediğinden bahisle dava açılmış olması ve mahkemenin kabulünün de bu yönde bulunması karşısında, 1632 sayılı Kanunun 63/1-A maddesinin "üç aydan sonra gelenler" cümlesi gereğince 4 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması yerine, aynı maddenin "7 gün içinde kendiliğinden gelenler" cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2-) 1632 sayılı Kanunun 63/1-A maddesinde öngörülen müeyyidenin hapis cezası olduğu, her ne kadar kısa süreli hapis cezasına hükmedilmesi halinde para cezasına çevrilmesi mümkün ise de, hapisten çevrilen para cezası ile doğrudan hükmedilen para cezasının infaz koşularının birbirinden farklı olması sebebiyle, öncelikle madde de belirtilen hapis cezasına hükmedilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52. maddesi uyarınca para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, ne şekilde hesaplandığı da belli olmayacak biçimde doğrudan para cezasına hükmedilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 11.09.2007 gün ve 2007/29 Esas, 2007/471 Karar sayılı kararının CMK'nun 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.