Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/8718 K.2011/17051
Özet: (1) Uyuşmazlık, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye aykırı davranmak suçundan şüpheli olarak tutuklanan bir kişinin iddianamenin iadesi ve uzlaşma süreciyle ilgili mahkemeye yöneltilen itirazdır. (2) Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Yüksek Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanarak, 15.02.2008 tarihli kararını CMK 309. maddesine göre bozmaya ve ilgili işlemleri mahallenin mahkemesinde yeniden yürütmeye karar vermiştir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye aykırı davranmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.01.2008 tarihli ve 2007/9706 soruşturma, 2008/321 esas, 2008/199 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2008 tarihli ve 2008/38 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, ALANYA 1. ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2008 tarihli ve 2008/76-76 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.04.2008 gün ve 19745 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2008 gün ve KYB. 2008-89782 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesince, müşteki firma temsilcisinin şirket vekili Avukat ... adına düzenlettiği vekaletnamede uzlaşma yönünde açıkça bir yetki vermemesi karşısında, uzlaşma hususunda şirket temsilcilerinin beyanlarının bulunmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği, her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasına göre "Soruşturma konusu suçun, uzlaşmaya tabi olması ve işlendiği hususunda yeterli şüphenin bulunması halinde; Cumhuriyet Savcısı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Cumhuriyet Savcısının yazılı ya da acele hallerde sözlü talimatı üzerine, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene adli kolluk görevlisi de uzlaşma teklifinde bulunabilir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklinde bir düzenleme mevcut olup, 2. fıkrasında ise, "Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin reşit olmaması ya da kısıtlı olması hali ile mağdur veya suçtan zarar görenin ayırt etme gücü bulunmaması durumunda, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Bu kişilerin ayırt etme gücüne sahip olup olmadıkları Cumhuriyet Savcısı tarafından araştırıldıktan sonra, uzlaşma teklifinin muhatabı belirlenir." biçiminde bir düzenleme mevcut ise de, şüphelinin kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduğu, müşteki şirket vekili Avukat ... imzalı 25.09.2007 tarihli dilekçe ile de uzlaşma teklifinin kabul edilmediğinin bildirildiği, vekaletnamede ise davadan feragat yetkisinin bulunduğu, diğer yandan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 254. maddesine göre mahkemenin de uzlaştırma yapma yetkisinin bulunduğu cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2008 gün ve 2008/76 değişik iş sayılı kararın CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 10.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesince, müşteki firma temsilcisinin şirket vekili Avukat ... adına düzenlettiği vekaletnamede uzlaşma yönünde açıkça bir yetki vermemesi karşısında, uzlaşma hususunda şirket temsilcilerinin beyanlarının bulunmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verileceği, her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasına göre "Soruşturma konusu suçun, uzlaşmaya tabi olması ve işlendiği hususunda yeterli şüphenin bulunması halinde; Cumhuriyet Savcısı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Cumhuriyet Savcısının yazılı ya da acele hallerde sözlü talimatı üzerine, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene adli kolluk görevlisi de uzlaşma teklifinde bulunabilir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklinde bir düzenleme mevcut olup, 2. fıkrasında ise, "Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin reşit olmaması ya da kısıtlı olması hali ile mağdur veya suçtan zarar görenin ayırt etme gücü bulunmaması durumunda, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Bu kişilerin ayırt etme gücüne sahip olup olmadıkları Cumhuriyet Savcısı tarafından araştırıldıktan sonra, uzlaşma teklifinin muhatabı belirlenir." biçiminde bir düzenleme mevcut ise de, şüphelinin kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduğu, müşteki şirket vekili Avukat ... imzalı 25.09.2007 tarihli dilekçe ile de uzlaşma teklifinin kabul edilmediğinin bildirildiği, vekaletnamede ise davadan feragat yetkisinin bulunduğu, diğer yandan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 254. maddesine göre mahkemenin de uzlaştırma yapma yetkisinin bulunduğu cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2008 gün ve 2008/76 değişik iş sayılı kararın CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 10.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.