‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/593 K.2011/4507

Esas No: 2008/593 · Karar No: 2011/4507 · Karar Tarihi: 18.04.2011
Özet: (1) Uyuşmazlık, bir şirketin gümrük giriş beyannamelerinde çift fatura kullanarak vergi kaçırması ve bu eylemin tek kişilik mi yoksa teşekkül halinde mi gerçekleştiği konusundaki ceza yargılamasıdır. (2) Mahkeme, eylemi münferit kaçakçılık olarak değerlendirerek, sanıkların lehine zamanaşımı nedeniyle kararın bozulmasına ve kamu davasının ortadan kaldırılmasına hükmedmiştir.
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaçakçılık

**HÜKÜM:** Beraatlerine

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
... İç ve Dış ticaret limited şirketi adına 04.07.2001-18.11.2002 tarihleri arasında tescilli 7 adet gümrük giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyaların çift fatura kullanılarak düşük bedel içeren faturanın Türk gümrüğüne verilmek suretiyle gümrük idaresi yanıltılarak eşyaların vergi, resim ve harçları eksik ödenmek suretiyle ithalatçı firmanın sahibi ve yetkilisi olan sanık ... ile bu sanığın verdiği vekaletnameye istinaden 13.12.2001 gün ve 28875, 22.01.2002 gün ve 2633 sayılı gümrük giriş beyannamelerini beyan eden sıfatı ile imzalayan sanık ... ile 14.11.2002 gün ve 50879 sayılı, 18.11.2002 gün ve 51194-51198 sayılı gümrük giriş beyannamelerini beyan eden sıfatı ile imzalayan gümrük komisyoncusu ... haklarında teşekkül oluşturmak suretiyle kaçakçılık suçundan dava açılmış ise de suça konu gümrük giriş beyannamelerini farklı tarihlerde düzenleyip beyan eden sıfatı ile imzalayan gümrük komisyoncusu sanıkların birbirleriyle ilgi ve alakası olmayıp her bir fiil yönüyle firma sahibi sanık ... ile beyannameleri imzalayan gümrük komisyoncularının olaydan sorumlu olacağı cihetle, firma sahibi sanığın fiillerin tümünden sorumlu olduğu ve beyannameleri imzalayan gümrük komisyoncularının ise sadece imzaladıkları beyannamelerden sorumlu olacağına nazaran her bir fiilin işlenmesi anında fiillere karışan sanık sayısının 3 kişiden az olduğu anlaşılmıştır.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 1918 sayılı yasanın 27/1 ve hüküm tarihinde yürürlüğe giren 4926 sayılı yasanın 5/1. madde fıkralarında teşekkül halinde kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için eylemin iki veya daha fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğunun öngörülmesine karşın, 01.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde toplu suç "aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu" ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, TCK.nun 7. maddesi de gözetilerek sanıkların teşekkül halinde kaçakçılık suçunu işledikleri kabul edilemeyeceğinden, sanıklara isnat edilen eylemin münferit kaçakçılık olarak değerlendirilmesi gerektiği nazara alınıp, 4926 sayılı Yasada münferit kaçakçılık suçu yalnızca ağır para cezasını gerektirdiğinden, suç tarihi itibariyle temyiz inceleme gününde sanıklar lehine hükümler içeren 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi tahakkuk etmiş bulunduğundan hükmün BOZULMASINA, sanıklar hakkındaki kamu davasının anılan maddeler uyarınca zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 18.04.2011 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Muhalif
KARŞI OY
4926 Sayılı Kaçakçılık Kanunu 2. maddesi tanımlar bölümünde teşekkül tarifini yaptığı halde toplu tarifini yapmamıştır. 5. madde son fıkrada ise "Bu kanunun suç saydığı fiillerin iki veya daha fazla kişi tarafından teşekkül oluşturmaksızın toplu olarak işlenmesi durumunda ilgili maddelerdeki cezalar yarısı kadar arttırılarak uygulanır" denmektedir. Burada toplu tabiri 1. fıkrada geçen teşekkül tabirinden ayırmak için kullanılmıştır. Asıl amaç iki veya daha fazla kişinin suç işlediğinde ilgili cezaların yarısı kadar arttırılmasıdır. Aksi halde iki kişinin devamlılık arz eden fiilleri de teşekkül sayılamayacaktır.
5271 sayılı yeni CMK 2. madde toplu tarifi yapıyor ise de; Madde başlangıcı "Bu kanunun uygulanmasında "diye" başlayıp bilahare tanımları yapıp, (k) bendinde "toplu suç" tanımı yaptıktan sonra cümleyi "ifade eder" şeklinde bitirmektedir. Yani Toplu suç tabiri sadece yeni CMK.da geçen yerler için yapılmıştır. Örneğin yeni CMK 91/3. fıkrada görüldüğü üzere toplu suçlarda ayrı bir düzenleme getirmiştir.
31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı yasanın 4/2. fıkrası ile "üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde toplu suç" oluşacağı, müeyyidesi ise 3. madde de hürriyeti bağlayıcı ceza olarak öngörülmektedir. 4926 sayılı yasanın 5/son fıkrası ise; yukarıda belirtildiği üzere, iki veya daha fazla kişinin kaçakçılık suçu işlemesi halinde 4. madde gereği para cezası olarak düzenlenmiştir. 5607 sayılı yasadaki üç veya daha fazla kişinin toplu suç oluşturacağı hükmünü uygulayamayız. 5607 sayılı yasayı kişi sayısı yönünden lehe kabul edip 4926 sayılı yasa yönünden ceza tayin edilirse karma uygulama yapılmış olur, 4926 sayılı yasaya göre para cezası öngörüldüğünden suçun en az iki kişi tarafından işlenmesi halinde yine toplu suç kabul edip para cezası vermek sanık lehine olacaktır. Zira 5607 sayılı yasada hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülmüştür.
03.03.2009 gün 49 sayılı CGKK.da görüşümüzü doğrulamakta olduğundan sanıklar hakkında teşekkül kaçakçılığından esastan bir hüküm ittihazı gerekirken eylemin toplu kaçakçılık olarak kabulü ile ortadan kaldırma kararı verilmesine dair çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?