Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/3932 K.2012/3620
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na (sonradan yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu) muhalefet suçundan dolayı verilen cezanın indirim oranı ve uygulanmasıyla ilgilidir. Mahkeme, sanık lehine yeni düzenlemeyi tanımak yerine mevcut yasal hükümleri ayrı ayrı uygulayarak, tutuklu kalma süresinin mahsubuna karar vermemiştir; bu nedenle kararı 5320 sayılı Kanun kapsamında bozulmuş ve 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle iptal edilmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 4389 sayılı Bankalar Kanununu yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/4.maddesinde "Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir" hükmü getirilmiş olup, sanık, zararı soruşturma başlamadan önce ödediğinden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasanın 22/3.maddesinde "Zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir" hükmünün öngörülmesi nedeniyle, sonradan yürürlüğe giren yasada belirlenen üçte iki oranındaki indirimin sanık lehine getirilen yeni bir düzenleme olduğu, ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160.maddesinin son fıkrasında, "Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir" hükmüne yer verilmiş olup zimmet miktarının suç tarihi itibari ile az kabul edilmesi gerektiği nazara alınarak, her iki yasa hükmünün buna göre değerlendirilmesinin gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddeleri uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun ilgili hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak, ortaya çıkan sonuçları birbirleriyle karşılaştırmak suretiyle sanık yararına olan yasanın belirlenip bir bütün halinde uygulanması ve bu hususun temyiz denetimine olanak verecek biçimde hükmün gerekçesinde gösterilmesi gerekirken, bu yönde işlem yapılmadan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3-Sanık tutuklu kaldığı süre bulunduğu halde bunun mahsubuna karar verilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 20.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 4389 sayılı Bankalar Kanununu yürürlükten kaldıran 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160/4.maddesinde "Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir" hükmü getirilmiş olup, sanık, zararı soruşturma başlamadan önce ödediğinden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasanın 22/3.maddesinde "Zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamıyla ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir" hükmünün öngörülmesi nedeniyle, sonradan yürürlüğe giren yasada belirlenen üçte iki oranındaki indirimin sanık lehine getirilen yeni bir düzenleme olduğu, ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160.maddesinin son fıkrasında, "Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir" hükmüne yer verilmiş olup zimmet miktarının suç tarihi itibari ile az kabul edilmesi gerektiği nazara alınarak, her iki yasa hükmünün buna göre değerlendirilmesinin gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddeleri uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun ilgili hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak, ortaya çıkan sonuçları birbirleriyle karşılaştırmak suretiyle sanık yararına olan yasanın belirlenip bir bütün halinde uygulanması ve bu hususun temyiz denetimine olanak verecek biçimde hükmün gerekçesinde gösterilmesi gerekirken, bu yönde işlem yapılmadan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3-Sanık tutuklu kaldığı süre bulunduğu halde bunun mahsubuna karar verilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 20.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.