Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/1977 K.2011/16446
Özet: (1) Uyuşmazlık, 07.11.2007 tarihli soruşturma ve 2007/199 iddianamesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170.maddesine uygun bulunmadığı gerekçesiyle iadesi talebidir. (2) Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi, 22.11.2007 tarihli kararını kanun yararına bozmaya karar vererek, iddianamenin iadesini ve ilgili işlemlerin mahkeme tarafından yeniden yapılmasını emredmiştir.
Yoklama kaçağı kalmak ve geç iltihak suretiyle bakaya kalmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.11.2007 tarihli ve 2007/1779 soruşturma, 2007/199 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170.maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174.maddesi gereğince iadesine dair, Ardahan Sulh Ceza Mahkemesinin 20.11.2007 tarihli ve 2007200 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin ARDAHAN Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 tarihli ve 2007/125 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 07.01.2008 gün ve 860 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2008 gün ve KYB. 2008-14235 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
353 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/1.maddesinde; "Muvazzaf ve yedek er ve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden veya silah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren uçlara ait davalarda ilk ve son soruşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır." hükmünün yer aldığı ve anılan fıkrada belirtilen hususun bir ceza muhakemesi şartı olduğu, Yargıtay 4.Ceza Dairesinin benzeri bir olay sebebiyle vermiş olduğu 15.11.2006 tarihli ve 2006/5351-16285 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Kanun Koyucu iddianamenin iadesini düzenlediği 5271 sayılı Kanun'un 174.maddesinde, iade nedenleri açısından, sayma yöntemini benimseyerek iade işlemlerini sınırlandırma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Anılan maddede tek tek sayılan iade nedenleri arasında soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğindeki usuli hataların ya da kanuna aykırılıkların, anılan Kanun'un 170/4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değildir. Bu durumda yargılama şartının yerine getirilmediğini saptayan mahkemenin, iddianamenin iadesi yerine sözü edilen Kanun'un 223/8.maddesi uyarınca durma kararı verilebileceği gözetilmek suretiyle itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 03.12.2008 gün ve 2008/13511 Esas, 2008/21787 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere 1632 sayılı yasanın 63/1-A maddesinde belirtilen suçların 353 sayılı yasanın 20/1.maddesi kapsamında bulunmadığı bu nedenle durma kararı verilemeyeceği gözetilerek;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan iharname içeriği yerinde görüldüğünden Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 gün ve 2007/125 D.İş sayılı krarının, CMK.nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 28.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
353 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/1.maddesinde; "Muvazzaf ve yedek er ve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden veya silah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren uçlara ait davalarda ilk ve son soruşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır." hükmünün yer aldığı ve anılan fıkrada belirtilen hususun bir ceza muhakemesi şartı olduğu, Yargıtay 4.Ceza Dairesinin benzeri bir olay sebebiyle vermiş olduğu 15.11.2006 tarihli ve 2006/5351-16285 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Kanun Koyucu iddianamenin iadesini düzenlediği 5271 sayılı Kanun'un 174.maddesinde, iade nedenleri açısından, sayma yöntemini benimseyerek iade işlemlerini sınırlandırma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Anılan maddede tek tek sayılan iade nedenleri arasında soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğindeki usuli hataların ya da kanuna aykırılıkların, anılan Kanun'un 170/4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi olanaklı değildir. Bu durumda yargılama şartının yerine getirilmediğini saptayan mahkemenin, iddianamenin iadesi yerine sözü edilen Kanun'un 223/8.maddesi uyarınca durma kararı verilebileceği gözetilmek suretiyle itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 03.12.2008 gün ve 2008/13511 Esas, 2008/21787 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere 1632 sayılı yasanın 63/1-A maddesinde belirtilen suçların 353 sayılı yasanın 20/1.maddesi kapsamında bulunmadığı bu nedenle durma kararı verilemeyeceği gözetilerek;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan iharname içeriği yerinde görüldüğünden Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 gün ve 2007/125 D.İş sayılı krarının, CMK.nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 28.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.