Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/17356 K.2010/10522
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, yerel mahkeme kararının çeşitli kanun hükümleri çerçevesinde incelenerek 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereği 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesini temel alarak oybirliğiyle karar verip 29.06.2010 tarihinde yargı kararı “bozulmasına” yol açmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 2313 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Suç tarihinden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 191/1. maddesinin 2. cümlesi ile 2313 sayılı kanunun 3. maddesi delaletiyle 23/son maddesi ve 765 sayılı TCK.nun genel hükümleri birlikte ele alınıp, 5237 sayılı TCK.nun ve 5252 sayılı kanunun 9/3. maddesi gereğince lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- 5271 sayılı CMK’nun 5560 sayılı yasa ile değişik 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında değişiklik yapan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 29.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 2313 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülük ve müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Suç tarihinden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 191/1. maddesinin 2. cümlesi ile 2313 sayılı kanunun 3. maddesi delaletiyle 23/son maddesi ve 765 sayılı TCK.nun genel hükümleri birlikte ele alınıp, 5237 sayılı TCK.nun ve 5252 sayılı kanunun 9/3. maddesi gereğince lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle denetime olanak sağlayacak biçimde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- 5271 sayılı CMK’nun 5560 sayılı yasa ile değişik 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında değişiklik yapan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün sair yönleri incelenmeksizin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 29.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.