Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/14802 K.2012/3400
Özet: Uyuşmazlık, 2000 yılında İzmir’de işlenen banka zimmet suçu nedeniyle hangi ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu konusundaki yargılamanın geçerliliği ve kararın bozulmasıyla ilgilidir; Mahkeme, 4389 sayılı Kanun ve ilgili HSYK kararlarına göre suçun işlendiği il merkezine bağlı İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğunu belirleyerek, önceki mahkemeye ait olmayan yargılamanın geçersizliğini kabul etmiş ve kararı bozulmuştur.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 28.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/2.maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür."
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza Mahkemesine ait oludğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile 610 sayılı karar kaldırılarak İstanbul için 8.Ağır Ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. Halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi değil, 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesi gereği suçun işlendiği ... şubesinin bağlı olduğu il merkezi olan İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu değişiklik uyarınca çıkarılan 610 ve 2 sayılı HSYK kararlarında 861 sayılı HSYK kararında olduğu gibi önceki mahkemelerin davaya devam edeceklerine dair bir karar alınmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde gerek 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesi ile HSYK.'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, 2000 yılında İzmir'de işlenen Bankacılık Kanunundan doğan zimmet suçunda görevli mahkeme İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesidir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği görüşü ile, yine;
2-Suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.fıkraya göre "Banka zimmet suçunda zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamiyle ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir" hükmü varken suç tarihinden sonra 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasanın 160/4.fıkraya göre "soruşturma başlamadan önce zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir. Kovuşturma başlamadan önce, GÖNÜLLÜ OLARAK, aynen iade veya tazmin halinde cezanın yarısı, bu durum hükümden önce gerçekleşmiş ise üçte biri indirilir" hükmü getirilmiştir. Görüleceği gibi soruşturma başlamadan önce ödeme hali suç tarihinden önceki düzenlemede yer almamıştır. Yeni yasa ile sanık yararına bir hüküm getirilmiştir. Bu hüküm suç tarihinde olsaydı sanığın zararı ödeme ihtimali hayli yüksekti. Zira somut olayımızda 2/3 oranında indirim yapıldığında ceza iki yılın altına düşecek ve hakkında uygulama yapıldığında sonuç ceza hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya tecil sınırlarının altında kalarak sanık cezaevine girmeyecektir. Yeni yasa da soruşturma öncesi ödeme yapana ceza verilmez denseydi sanık ceza almamak için ödeme yapmaz mıydı? Dolayısıyla 5237 sayılı Yasanın 7.maddesi gözardı edilerek bu hüküm uygulanmayacak mıydı? Yeni değişiklikte dikkat edilmesi gereken bir husus da soruşturma öncesi ödemede gönüllülük şartı yokken daha sonraki aşamalardaki ödeme halinde gönüllülük şartı öngörülmüştür.
Somut olayımızda suç tarihi 18.08.2000 tarihi olup sanık tarafından 5411 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01.11.2005'ten önce 21.01.2012 tarihinde banka zararının tamamı ödenerek ödeme iradesi ortaya konulmuştur. Bizim düşüncemize göre yasa çıkmadan önce ve hatta yasa çıktıktan makul bir süre sonra yapılacak ödemelerde sanıklar üçte iki indirimden yararlandırılabilir. Zira yukarıda açıklandığı üzere bu indirim sonucu adi zimmet suçunda sanıkların alacağı ceza 2 yıla düşerek tecil ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları altına ineceğinden sanıkların soruşturma başlamadan önce ödeme cihetine gitmesi ihtimali hayli yüksek olacaktır. İhtimal %1 dahi olsa şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Olayımızda sanık ödeme iradesini yasa çıkmadan önce göstermiştir. 12 Eylül ihtilalinden sonra çıkarılan bir yasa ile 6136 sayılı Yasa ile ilgili olarak silahlarını belli bir sürede teslim edenlere ceza verilmeyeceği düzenlendiğinde bu Yasadan önce silah yakalatanlar dahi sanıklar silahı yakalatmasaydı yasa çıktığında teslim edebilirlerdi düşüncesiyle Yargıtay'ca yasadan yararlandırılarak sanıklara ceza verilmemiştir. Sanık banka zararını tamamiyle ödemiş ve haksızlığa uğrayanın haksızlığı giderilmiştir. Ceza hukukunun amacı da budur. Sanığın cezaevinde daha fazla yatmasının hiç kimseye faydası yoktur.
Aksine ailesi, çoluğu çocuğu varsa dışarı çıktığında onlara faydası olacaktır. Bu nedenlerle sanık hakkında lehe olan 5411 sayılı yasa hükümleri uygulanarak aynı yasanın 160/4 maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması gerektiği görüşüyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
SUÇ: 4389 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 28.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/2.maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür."
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir. Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza Mahkemesine ait oludğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı ile 610 sayılı karar kaldırılarak İstanbul için 8.Ağır Ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.
01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.
HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1.maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. Halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi değil, 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesi gereği suçun işlendiği ... şubesinin bağlı olduğu il merkezi olan İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesidir. Bu değişiklik uyarınca çıkarılan 610 ve 2 sayılı HSYK kararlarında 861 sayılı HSYK kararında olduğu gibi önceki mahkemelerin davaya devam edeceklerine dair bir karar alınmamıştır.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde gerek 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2.maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesi ile HSYK.'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre, 2000 yılında İzmir'de işlenen Bankacılık Kanunundan doğan zimmet suçunda görevli mahkeme İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesidir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği görüşü ile, yine;
2-Suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22/3.fıkraya göre "Banka zimmet suçunda zararın kovuşturma yapılmadan önce tamamiyle ödenmiş olması halinde cezaların yarısı, ödeme hükümden önce gerçekleştirilmiş ise üçte bir oranında indirilir" hükmü varken suç tarihinden sonra 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasanın 160/4.fıkraya göre "soruşturma başlamadan önce zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir. Kovuşturma başlamadan önce, GÖNÜLLÜ OLARAK, aynen iade veya tazmin halinde cezanın yarısı, bu durum hükümden önce gerçekleşmiş ise üçte biri indirilir" hükmü getirilmiştir. Görüleceği gibi soruşturma başlamadan önce ödeme hali suç tarihinden önceki düzenlemede yer almamıştır. Yeni yasa ile sanık yararına bir hüküm getirilmiştir. Bu hüküm suç tarihinde olsaydı sanığın zararı ödeme ihtimali hayli yüksekti. Zira somut olayımızda 2/3 oranında indirim yapıldığında ceza iki yılın altına düşecek ve hakkında uygulama yapıldığında sonuç ceza hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya tecil sınırlarının altında kalarak sanık cezaevine girmeyecektir. Yeni yasa da soruşturma öncesi ödeme yapana ceza verilmez denseydi sanık ceza almamak için ödeme yapmaz mıydı? Dolayısıyla 5237 sayılı Yasanın 7.maddesi gözardı edilerek bu hüküm uygulanmayacak mıydı? Yeni değişiklikte dikkat edilmesi gereken bir husus da soruşturma öncesi ödemede gönüllülük şartı yokken daha sonraki aşamalardaki ödeme halinde gönüllülük şartı öngörülmüştür.
Somut olayımızda suç tarihi 18.08.2000 tarihi olup sanık tarafından 5411 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01.11.2005'ten önce 21.01.2012 tarihinde banka zararının tamamı ödenerek ödeme iradesi ortaya konulmuştur. Bizim düşüncemize göre yasa çıkmadan önce ve hatta yasa çıktıktan makul bir süre sonra yapılacak ödemelerde sanıklar üçte iki indirimden yararlandırılabilir. Zira yukarıda açıklandığı üzere bu indirim sonucu adi zimmet suçunda sanıkların alacağı ceza 2 yıla düşerek tecil ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları altına ineceğinden sanıkların soruşturma başlamadan önce ödeme cihetine gitmesi ihtimali hayli yüksek olacaktır. İhtimal %1 dahi olsa şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Olayımızda sanık ödeme iradesini yasa çıkmadan önce göstermiştir. 12 Eylül ihtilalinden sonra çıkarılan bir yasa ile 6136 sayılı Yasa ile ilgili olarak silahlarını belli bir sürede teslim edenlere ceza verilmeyeceği düzenlendiğinde bu Yasadan önce silah yakalatanlar dahi sanıklar silahı yakalatmasaydı yasa çıktığında teslim edebilirlerdi düşüncesiyle Yargıtay'ca yasadan yararlandırılarak sanıklara ceza verilmemiştir. Sanık banka zararını tamamiyle ödemiş ve haksızlığa uğrayanın haksızlığı giderilmiştir. Ceza hukukunun amacı da budur. Sanığın cezaevinde daha fazla yatmasının hiç kimseye faydası yoktur.
Aksine ailesi, çoluğu çocuğu varsa dışarı çıktığında onlara faydası olacaktır. Bu nedenlerle sanık hakkında lehe olan 5411 sayılı yasa hükümleri uygulanarak aynı yasanın 160/4 maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması gerektiği görüşüyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.