Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/11005 K.2010/12008
Özet: (1) Sanığın marka hakkını ihlal ettiği iddiasıyla açılan kamu davası, 556 sayılı KHK’nın 61/ A-c maddesi uyarınca yürütülmüş ve el konulan eşyanın müsadere konusu olmuştur. (2) Mahkeme, zamanaşımı nedeniyle davayı düşürmeyi ve el konulan eşyayı sanığa iade etmeyi kabul ederek, kamu davasının iptalini ve eşyanın iadesini onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Marka hakkını ihlal
HÜKÜM: Sanık hakkında açılan kamu davasının TCK.nun 102/4. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dair verilen hüküm, sonucu itibariyle yerinde ise de, el konulan dava konusu eşyanın müsaderesi, konusunun değerlendirilmesinde;
Sanık hakkında 556 sayılı KHK.nun 61/ A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış olup, bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 sayılı yasanın geçici 1 nci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." 5237 sayılı TCK.nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ... " hükümleri yer almaktadır.
Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5'inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK.nın 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK.nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine, uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal kararı gerekçesinde,
Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararnameyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK.nın 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Açıklanan bu düzenlemeler ile sanığa, atılı eylem, 01.01.2009 tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 5 ve 2. maddeleri uyarınca suç olmaktan çıkarıldığı cihetle, el konulan eşya da suç konusu olmaktan çıktığından ve inceleme tarihinde söz konusu eşyanın bulundurulmasının da bizatihi suç olduğuna dair yasal bir düzenleme bulunmadığından müsaderesine karar verilen dava konusu eşyanın iadesine karar verilmesinin gerekmesi,
Bozmayı icabettirmiş olup, 5320 sayılı yasanın 8 ncı maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 322 ncı maddesi uyarınca, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, suç oluşturmayan fiilden dolayı el konulan dava konusu eşyanın sanığa iadesine karar verilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.07.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Marka hakkını ihlal
HÜKÜM: Sanık hakkında açılan kamu davasının TCK.nun 102/4. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dair verilen hüküm, sonucu itibariyle yerinde ise de, el konulan dava konusu eşyanın müsaderesi, konusunun değerlendirilmesinde;
Sanık hakkında 556 sayılı KHK.nun 61/ A-c maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış olup, bu maddenin atıf yaptığı 61 inci maddede ise kararname hükmüyle suç tanımları düzenlenmiştir. 5252 sayılı yasanın geçici 1 nci maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır." 5237 sayılı TCK.nın 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5/1 inci maddesinde "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır" ve aynı Kanunun genel hükümleri arasında bulunan 2 inci maddesinin birinci fıkrasında ise "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanmaz ... " hükümleri yer almaktadır.
Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup 5'inci maddede sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde atılı eylem, TCK.nın 2 inci maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Bu duruma göre, KHK hükmüyle getirilen bu düzenleme TCK.nın 2 inci maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine, uygun bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi 03.01.2008 gün ve 2005/15 E, 2008/2 K sayılı iptal kararı gerekçesinde,
Kanunsuz suç ve ceza konulamayacağını, Kanun Hükmünde Kararnameyle suç ve ceza getirilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK.nın 2 inci maddesi ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 556 sayılı KHK'nın suç tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) kabulü gerekmektedir. Bu hukuki değerlendirmeye göre atılı eylem 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında suç oluşturmayacaktır.
Açıklanan bu düzenlemeler ile sanığa, atılı eylem, 01.01.2009 tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 5 ve 2. maddeleri uyarınca suç olmaktan çıkarıldığı cihetle, el konulan eşya da suç konusu olmaktan çıktığından ve inceleme tarihinde söz konusu eşyanın bulundurulmasının da bizatihi suç olduğuna dair yasal bir düzenleme bulunmadığından müsaderesine karar verilen dava konusu eşyanın iadesine karar verilmesinin gerekmesi,
Bozmayı icabettirmiş olup, 5320 sayılı yasanın 8 ncı maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 322 ncı maddesi uyarınca, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, suç oluşturmayan fiilden dolayı el konulan dava konusu eşyanın sanığa iadesine karar verilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.07.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.