Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2007/1728 K.2010/5989
Özet: Uyuşmazlık, Aydın Belediye Encümeninin 24 Mayıs 2006 tarihli kararıyla verilen 15 gün süreyle ticaret ve sanat icrasından menin idari para cezası ile işyeri kapatma cezasına ilişkin itirazın kanun yararına bozma talebidir. Mahkeme, Yargıtay kararlarına dayanarak kabahatler kanunu kapsamında bu tür kararlara kanun yararına bozma yolunun geçerli olmadığını belirterek itirazı reddetti.
1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Müaddil Kanunun 1. maddesi uyarınca ...'in 450 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına ve ruhsat alıncaya kadar 15 gün süre ile ticaret ve sanat icrasından menine dair, Aydın Belediye Encümeninin 24.05.2006 tarihli ve 96 sayılı kararına yapılan itiraz üzerine, idari para cezasına itirazın reddine, işyerinin ruhsat alıncaya kadar 15 gün süre ile ticaret ve sanat icrasında menine ilişkin kısmının kaldırılmasına dair, Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.07.2006 tarihli ve 2006/656 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair Aydın 2. Ağır Ceza mahkemesinin 04.09.2006 tarihli ve 2006/713 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08.01.2007 gün ve 680 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2007 gün ve KYB. 2007/6167 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre; belediye Encümenince verilen 15 gün süreyle ticaret ve sanat icrasından menine ilişkin cezasının iş yeri kapatma cezası niteliğinde olup, bu hususun idari tasarrufa konu teşkil ettiği, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 29.12.2005 tarihli ve 2005/4187-22093 sayılı ilamıyla da kabul edilmiş bulunduğu cihetle, itirazın bu yönden inceleme yetkisinin idare mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ve kabahatler hakkında yapılan düzenlemeler ile kendine özgü yargılama ve yasa yolları getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörülmüş olup, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur.
Kabahatler Kanunu genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda 5271 sayılı yasaya atıfta bulunduğu halde, verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları düzenlemesinde, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde yer alan kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğine dair bir atıfta bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. – 2010/58 K. sayılı kararı uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13.04.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Mezkür ihbarnamede;
Tüm dosya kapsamına göre; belediye Encümenince verilen 15 gün süreyle ticaret ve sanat icrasından menine ilişkin cezasının iş yeri kapatma cezası niteliğinde olup, bu hususun idari tasarrufa konu teşkil ettiği, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 29.12.2005 tarihli ve 2005/4187-22093 sayılı ilamıyla da kabul edilmiş bulunduğu cihetle, itirazın bu yönden inceleme yetkisinin idare mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre suçlar ve kabahatler hakkında yapılan düzenlemeler ile kendine özgü yargılama ve yasa yolları getirilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörülmüş olup, anılan yasanın 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur.
Kabahatler Kanunu genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda 5271 sayılı yasaya atıfta bulunduğu halde, verilen kararlara karşı başvurulabilecek kanun yolları düzenlemesinde, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde yer alan kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğine dair bir atıfta bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. – 2010/58 K. sayılı kararı uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13.04.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.