‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2007/14813 K.2010/12810

Esas No: 2007/14813 · Karar No: 2010/12810 · Karar Tarihi: 09.06.2010
Özet: Uyuşmazlık, sanığın banka parasını geçici süreyle kullanıp iade etmesiyle ilgili olarak 4389 Sayılı Kanuna Muhalefet kapsamında “zimmet” suçunun mal edinme unsuru taşımadığı ve bu nedenle kullanım zimmeti olduğuna karar verilmesidir. Mahkeme, eylemin mal edinme unsuru içermediğini belirterek, geçici kullanımdan dolayı cezanın indirilebileceğine hükmederek sanığın cezalarını hafifletti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 4389 Sayılı Kanuna Muhalefet

HÜKÜM: Hükümlülüğüne

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesine göre REDDİNE,
Suçun vasfına yönelik yapılan oylama sonucunda Üyeler ... ve ...'nın "4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda yer alan zimmet suçu, banka personelinin, zilyetliğindeki para ve diğer malları "mal edinmesi" veya ancak malikin yapabileceği tasarruflardan herhangi birini yapması suretiyle işlenen bir suçtur. Zimmet suçunda mal edinme, unsur olarak kanunlarda yer almış olup, banka parasının geçici olarak kullanılması "mal edinme" sayılamayacağından, geçici bir süre kullanımlarda zimmet yaptırımı uygulanmayacaktır.

Sanık eylemi paranın belli bir süre kullanılmasından sonra iadesi şeklinde gerçekleşmiş olup, fiili kullanma zimmeti niteliğindedir.

5237 sayılı TCK kullanma zimmetini bir suç tipi olarak kabul etmiş ve Kanunun 247'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında "Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir" denilmek suretiyle, kullanma zimmeti yönünden cezanın belirli bir miktarının indirilebileceği belirtilmiştir.

Banka görevlileri yönünden ise zimmet suçuyla ilgili yapılan düzenlemede geçici bir süre kullanılıp iade edilmek üzere yapılan zimmet filleri yönünden bir ayrıma gidilmemiştir. Gerek 4389 sayılı Kanunun 22. maddesinde, gerekse 5411 sayılı Kanunun 160 maddesinde yapılan düzenleme temellük kastı taşıyan zimmet eylemleri yönünden olup kullanma zimmeti yönünden bir ceza yaptırımı öngörülmemiştir.

Açıklanan bu nedenlerle sanığın eyleminde "mal edinme" unsuru bulunmadığından paranın geçici bir süre kullanılması niteliğinde olup, gerek fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Yasa, gerekse sonradan yürürlüğe giren 5411 sayılı Yasada bir ceza yaptırımı öngörülmediğinden zimmet suçunu oluşturmadığı yolundaki muhalefetleriyle, eylemin kullanma zimmeti olduğuna karar verilerek yapılan incelemede;
1-18.06.1999 tarih ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/2. maddesine göre "Bu maddeye göre açılacak davalar, ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemelerde görülür."
26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun ile maddede yapılan değişiklikle "22. maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü getirilmiştir.

Bu değişiklik uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile davaya bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2. Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir. HSYK'nun 15.01.2004 gün ve 2 sayılı kararı, 610 sayılı kararı kaldırılarak İstanbul için 8. Ağır ceza, diğer iller için 2 no'lu ağır ceza mahkemeleri ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirilmiştir.

01.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164. maddesinde de 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesindeki düzenlemenin korunduğu, HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da önceki kararlar ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankalcılık Kanununun geçici 1 inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiştir.

HSYK'nun 08.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında HSYK'nun 29.12.2003 gün, 610 sayılı ve 15.01.2004 gün, 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1. maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verilmiş ise de; bu hükmün uygulanması için önceki mahkemenin görevli olması gerekir. Halbuki bu yasa çıkarılmadan önce görevli mahkeme İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi değil, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesidir.

Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde gerek 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Kanunun 24/2. maddesi hükmü ve buna dayalı olarak alınan HSYK'nun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı, gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164. maddesi ile HSYK'nun 08.12.2005 tarih ve 861 sayılı kararlarına göre görevli mahkeme İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesidir.

Açıklanan nedenlerle mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde esastan hüküm kurulması,
2-Sanığın zimmetine geçirdiği parayı hesaplardan sabah çekip akşam yatırmak suretiyle soruşturma başlamadan önce ödediği cihetle, 5411 sayılı yasanın lehine olduğu ve anılan yasanın 160/4. maddesi uyarınca cezasından 2/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden 4389 sayılı yasanın lehe kabul edilerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?