‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Miras Hukuku

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2012/7614 K.2012/10147

Esas No: 2012/7614 · Karar No: 2012/10147 · Karar Tarihi: 05.07.2012
Özet: (1) Uyuşmazlık, mirasçıların murisinden kalan iki bağımsız bölümün aynen taksiminin mümkün olup olmadığı ve bu durumda paylaştırmanın nasıl yapılacağı konusundadır. (2) Mahkeme, taşınmazların her birinin ayrı ayrı değerlendirilerek aynen taksimin mümkün olmadığını belirterek, satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verip, onama harcından peşin alınan 21,15 TL’yı mahsubu ile bakiyesini temyiz eden tarafa iade etmiştir.
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Ortaklığın giderilmesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09.9 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 21.15.-TL’nın mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 05.07.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M) (M)
KARŞI OY YAZISI:
Davacı vekili, müvekkilinin murisinden miras kalan 2 bağımsız bölüm ve 2 tarla bulunduğunu, 2 adet bağımsız bölümden 3 nolu bağımsız bölümün değerinin daha yüksek olduğunu, isterse davalıya bırakılıp değer farkını alabileceklerini, tarlaların taksiminin mümkün olmadığını, bu nedenle 2 adet bağımsız bölümün aynen, tarlaların ise satış yoluyla ortaklığının giderilmesini talep etmiş, davacı vekilinin duruşmadaki satış talebi üzerine mahkemece, vazgeçilen 221 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz dışında diğer taşınmazlar yönünden satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, karar davalı tarafça bağımsız bölümlerin aynen paylaştırılmasının mümkün olduğundan bahisle temyiz edilmiştir.

Bir davada olayları açıklamak taraflara, davayı nitelendirmek Hakime aittir. Olayımızda taraflar mirasçı, davaya konu taşınmazlar ise muris adına kayıtlı miras mallarıdır.

Uyuşmazlık, muristen kalan 2 adet bağımsız bölümün, her bir mirasçıya bir bağımsız bölüm verilmek suretiyle aynen taksiminin mümkün olup olmadığı noktasındadır.

Dairemizin çoğunluk görüşü TMK 699. maddesine göre taşınmazların her birinin ayrı ayrı değerlendirilerek aynen taksiminin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekeceği yolundadır. Bu içtihat, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin konuyu düzenleme biçiminden kaynaklanmıştır. Elbirliği mülkiyetinin sona ermesini düzenleyen 631. maddenin 2. cümlesinde aksine hüküm bulunmadıkça, paylaştırmanın paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılacağı hükmü öngörülmüş olmasına karşın, paylaşmanın nasıl yapılacağını düzenleyen 583. maddede, aynen taksim konusunda açık bir hüküm içermediğinden paylı mülkiyetteki taksimin nasıl yapılacağını düzenleyen 628. maddesi hükmü gözetilmekteydi.

Oysa, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 642. maddesiyle, paylaşmayı isteme hakkı yeniden düzenlenmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında, her bir mirasçının terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yolu ile paylaştırılmasına karar verilmesinin sulh mahkemesinden isteyebileceği hükmü öngörülmüştür. Buna göre hakim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini gözönünde tutarak olanak varsa taşınmazlardan herbirinin tamamına göre paylaştırmayı yapması, mirasçılara verilen değerler arasında fark varsa, para ödenmesi yoluyla denkleştirmeyi sağlaması gerekir.

Kanun koyucu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü tereddüdü gidermek amacıyla anılan fıkranın gerekçesini açıklamıştır. Bu gerekçede; "ikinci fıkrada mirasçılardan her birine, tereke mallarının tamamının ya da bir kısmının paylaştırılmasını isteme yetkisi tanınmıştır. Böylece paylaşmanın kısmen dahi yapılabilmesi olanak sağlanmış olmaktadır. Bu tür bir istem karşısında, öncelikle aynen paylaşmanın, buna olanak bulunmaması durumunda ise, paylaşmanın satış yoluyla gerçekleştirileceği hükmü tekrarlanmıştır.

Uygulamada, terekede yer alan değerler (taşınmazlar) tek tek ele alınmakta ve mirasçılar arasında bu değerin, taşınmazın aynen paylaşılması mümkün olup olmadığı araştırılmaktadır. Böylelikle bu parçaların tek başına paylaşılması mümkün görülmemektedir. Özellikle taşınmazla ilgili olarak getirilen emredici hükümler (arazilerde yirmi dönümden küçük bölünmelere imkan tanınmaması, arsalarda imar kurallarındaki özel hükümler sebebiyle) aynen paylaşmayı mümkün kılmamaktadır. Bu da taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesi sonucunu doğurmaktadır. Böylelikle taşınmazlar el değiştirmekte ve tarımsal amaçlı taşınmazlar üçüncü kişilerin eline geçmekte, mirasçılar miras bırakanın terekesinden uzaklaştırılmakta ve aile mal varlığı el değiştirmektedir.

Bu nedenle, hakime, istem halinde terekenin tamamının her bir parçasını bir mirasçıya vermek suretiyle paylaştırılmasına karar verebilme imkanı getirilmiştir. Hakim, paylaşma istemiyle karşılaştığında terekede yer alan parçalara dikkate alarak bu parçaları, özellikle taşınmazları, mirasçılar arasında aynen paylaştıracaktır. Eğer verilen parçaların değerleri birbirine denk değilse, eksik değerdeki parçaya para ekleyerek denkleştirme sağlayacaktır.

Bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, terekede yer alan parçaların mirasçılar arasında yukarıdaki esaslar dairesinde aynen paylaştırılması mümkün görünmüyorsa, terekenin satımına gidilebilecektir." denilmek suretiyle, uygulamaya ışık tutulmuştur.

Kanunun gerekçesinin, kanun koyucunun amacını ortaya koyduğu ve kanunun amacına uygun olarak uygulanmasını kolaylaştırdığı herkesçe kabul edilen bir husustur. Bir kanun maddesinin, maddenin lafzına ve ruhuna uygun yorumlanması gerektiği, Türk Medeni Kanununun 1. maddesinde; kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır denmek suretiyle açıklanmıştır.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 tarih ve 2011/6-55 Esas, 2011/222 Karar sayılı içtihadında; "kanun koyucunun bu hükmü getirmekteki amacının, öncelikle aynen taksim isteyen mirasçılar arasındaki paylaşma konusundaki ihtilafın, en uygun biçimde çözümlenmesi ve taşınmazların değerleri arasında fark bulunması halinde, gereğinde fark para ödetmek yoluyla, denkleştirmenin sağlanmasıdır. Ayrıca payların özgülenmesinde mirasçıların anlaşması asıl olup, anlaşamazlarsa kura çekilecektir.

Bu yolla aynen taksimi gerçekleştirme olanağı olan mahkemenin, mallar üzerinde ortaklığı ve uyuşmazlığı sürdürecek, sonuçta mirasçıları satışa zorlayacak bir yöntemi benimsemesi olanaklı olmadığı gibi, açıklanan yasal düzenlemelere de aykırı olacaktır.

Bu durumda mahkemece, miras olan taşınmazların aynen taksiminin istenmesi nedeniyle, TMK 642. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadı gözetilerek; bağımsız bölümlerin herbiri bir paydaşa düşecek şekilde aynen taksiminin mümkün olup olmadığının usulünce araştırılmak suretiyle, sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bağımsız bölümlerin de satışına karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, mahkeme kararının bozulması gerekirken, onanmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyoruz. 05.07.2012

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?