Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2015/1239 K.2017/2507
Özet: (1) Ülkü Gönen’ın T.C. 5237 sayılı Ceza Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde dolandırıcılık suçundan dolayı 2 yıl 6 ay hapis ve infaj rejimi ile hüküm giymesi; (2) Mahkeme, sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçuna tekabül ettiğini kabul ederek 2 yıl 6 aylık hapis plus güvenlik tedbisini onaylamış ve icazesi göre kararını vermiş.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: TCK'nın 142/2/b, 62, 53 58, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis, güvenlik tedbirleri, mükerrerlere özgü infaj rejimi, mahsuba dair.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/04/2015 tarihli görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Oluş ve dosya kapsamına göre, mağdurun aşamalarda değişen ve birbiri ile örtüşmeyen iddiaları karşısında, sanığın tüm aşamalardaki tutarlı beyanları dikkate alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanıklara yüklenen TCK'nın 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunun, 24.11.2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
3-Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği, ancak anılan hakların diğer kişiler bakımından infaz tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi ve 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: TCK'nın 142/2/b, 62, 53 58, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis, güvenlik tedbirleri, mükerrerlere özgü infaj rejimi, mahsuba dair.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 20/04/2015 tarihli görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Oluş ve dosya kapsamına göre, mağdurun aşamalarda değişen ve birbiri ile örtüşmeyen iddiaları karşısında, sanığın tüm aşamalardaki tutarlı beyanları dikkate alındığında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanıklara yüklenen TCK'nın 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunun, 24.11.2016 tarihinde kabul edilen 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
3-Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan yoksunluğun 5237 sayılı TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca yalnızca kendi alt soyundaki kişiler bakımından koşullu salıverilmeyle sona ereceği, ancak anılan hakların diğer kişiler bakımından infaz tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi ve 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması nedeniyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.