Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/8916 K.2013/5420
Özet: Uyuşmazlık, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2002/2001 ve 2002/248 kararlarıyla hükümlünün yağma suçundan dolayı verilen hapis ve para cezalarının temyiz edilmesiyle ilgilidir; mahkeme, bu kararların kazanılmış hak oluşturduğunu kabul ederek infaz aşamasında uyarlama talebini reddetmiştir. Mahkeme kararı, 2002/2001 ve 2002/248 kararlarının geçerli olduğunu belirterek, hükümlünün hapis cezasının ve para cezasının infazı sırasında yeniden uyarlanamayacağını, dolayısıyla mevcut cezaların uygulanmaya devam edeceğini öngörmüştür.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 3.4.2002 tarih, 2001/587 Esas ve 2002/248 Karar sayılı ilamı ile hükümlünün 765 sayılı TCY'nın 252/1, 81/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis, aynı Yasanın 192/1, 192/2, 80, 81/1. maddeleri uyarınca da 2 yıl 19 ay 10 gün hapis ve 236.858.333 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği; dosya üzerinden verilen 17.6.2005 tarihli uyarlama kararı ile hükümlünün kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan dolayı 5237 sayılı TCY'nın 262. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, şantaj suçu yönünden ise 3.4.2002 tarihli kararın aynen infazına karar verildiği; hükümlünün temyizi üzerine Dairemizin 19.7.2011 tarih, 2007/24357 Esas ve 2011/35584 Karar sayılı ilamı ile anılan uyarlama kararının: “sanığın eyleminin bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu, eylemin 765 sayılı TCY'na göre yapılan uygulama ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'ndan hangisinin sanık yararına olduğunun belirlenmesi için Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilerek, asıl görevli bu Mahkemece takdir hakkının kullanılması amacıyla duruşma açılmak suretiyle uyarlama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle bozulmasına ve 3.4.2002 tarihli kararda verilen ceza miktarının hükümlü açısından kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmesine kararı verildiği; mahkemece bozma kararına uyularak 17.6.2005 tarihli ilk uyarlama kararında belirlenen ceza miktarı kazanılmış hak kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı, kazanılmış hakkın Dairemizin 19.7.2011 tarihli bozma kararında da belirtildiği üzere, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 3.4.2002 tarih, 2001/587 Esas ve 2002/248 Karar sayılı ilamı verilen ceza miktarı için geçerli olduğu, bu bağlamda anılan 3.4.2002 tarihli ilk hükmün açıkça hükümlü yararına olduğu gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, Anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/3. maddesi uyarınca hükümlünün savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan hükümlünün, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3- Kazanılmış hak kuralı korunurken, 5335 sayılı Yasanın 22. maddesi ile 5083 sayılı Yasanın 2. maddesine eklenen son fıkra uyarınca adli para cezasının hesaplanmasında 1 YTL'nin altında kalan tutarların dikkate alınamayacağı ve 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca “ağır para” cezalarının “adli para” cezasına dönüştürülmüş olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 11.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 3.4.2002 tarih, 2001/587 Esas ve 2002/248 Karar sayılı ilamı ile hükümlünün 765 sayılı TCY'nın 252/1, 81/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis, aynı Yasanın 192/1, 192/2, 80, 81/1. maddeleri uyarınca da 2 yıl 19 ay 10 gün hapis ve 236.858.333 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği; dosya üzerinden verilen 17.6.2005 tarihli uyarlama kararı ile hükümlünün kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçundan dolayı 5237 sayılı TCY'nın 262. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, şantaj suçu yönünden ise 3.4.2002 tarihli kararın aynen infazına karar verildiği; hükümlünün temyizi üzerine Dairemizin 19.7.2011 tarih, 2007/24357 Esas ve 2011/35584 Karar sayılı ilamı ile anılan uyarlama kararının: “sanığın eyleminin bütün halinde yağma suçunu oluşturduğu, eylemin 765 sayılı TCY'na göre yapılan uygulama ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'ndan hangisinin sanık yararına olduğunun belirlenmesi için Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilerek, asıl görevli bu Mahkemece takdir hakkının kullanılması amacıyla duruşma açılmak suretiyle uyarlama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle bozulmasına ve 3.4.2002 tarihli kararda verilen ceza miktarının hükümlü açısından kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmesine kararı verildiği; mahkemece bozma kararına uyularak 17.6.2005 tarihli ilk uyarlama kararında belirlenen ceza miktarı kazanılmış hak kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı, kazanılmış hakkın Dairemizin 19.7.2011 tarihli bozma kararında da belirtildiği üzere, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 3.4.2002 tarih, 2001/587 Esas ve 2002/248 Karar sayılı ilamı verilen ceza miktarı için geçerli olduğu, bu bağlamda anılan 3.4.2002 tarihli ilk hükmün açıkça hükümlü yararına olduğu gözetilerek uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1. maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, Anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/3. maddesi uyarınca hükümlünün savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan hükümlünün, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3- Kazanılmış hak kuralı korunurken, 5335 sayılı Yasanın 22. maddesi ile 5083 sayılı Yasanın 2. maddesine eklenen son fıkra uyarınca adli para cezasının hesaplanmasında 1 YTL'nin altında kalan tutarların dikkate alınamayacağı ve 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca “ağır para” cezalarının “adli para” cezasına dönüştürülmüş olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 11.3.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.