Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/5864 K.2013/20125
Özet: (1) Uyuşmazlık, bir aracın arka camının tornavida ile indirip çalınması ve sonrasında aracın motor‑ve şase numaralarının değiştirildiği hırsızlık olayına ilişkin itiraf ve satış sürecidir. (2) Mahkeme, yerel mahkemeden gelen kararın temyizini reddederek, suçun hırsızlık olarak kabul edilmesini ve hükümlünün mahkumiyetine karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından; dosya içeriğine göre; hükümlünün, olay tarihinde suç arkadaşları ... ..., ... ... ve ... ... ile birlikte belirlenemeyen zaman diliminde yakınanın, 1975 model 14 ... murat serçe görünümlü muhkem nitelikte bulunmayan aracının arka camını tornavida ile indirip düz kontak yoluyla çalmalarından sonra, ... ...'ın hazırlık soruşturması sırasında yakalandığında, suçunu itiraf ederek, suça konu aracın motor ve şase numaralarının değiştirilip, 78 ... plaka takılı vaziyette ... ...'ye satıldığını söylemesi üzerine aracın kollukça adı geçen kişiden alınıp yakınana teslim edilmek suretiyle kısmi iadenin sağladığının anlaşılması karşısında; hükümlünün eyleminin, 765 sayılı TCK'nın 491/2-son, 522 (pek aşırı) maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde öngörülen suçu oluşturup, kısmi iadeye nedeniyle 5237 sayılı Yasa'nın 168/4. maddesinin uygulama koşulları araştırılıp cezadan indirim yapılıp yapılmayacağı tartışılmadan, yazılı biçimde uygulama yapılması,
2- 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Kabule göre de;
Lehe Yasa karşılaştırması yapılırken, hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından; dosya içeriğine göre; hükümlünün, olay tarihinde suç arkadaşları ... ..., ... ... ve ... ... ile birlikte belirlenemeyen zaman diliminde yakınanın, 1975 model 14 ... murat serçe görünümlü muhkem nitelikte bulunmayan aracının arka camını tornavida ile indirip düz kontak yoluyla çalmalarından sonra, ... ...'ın hazırlık soruşturması sırasında yakalandığında, suçunu itiraf ederek, suça konu aracın motor ve şase numaralarının değiştirilip, 78 ... plaka takılı vaziyette ... ...'ye satıldığını söylemesi üzerine aracın kollukça adı geçen kişiden alınıp yakınana teslim edilmek suretiyle kısmi iadenin sağladığının anlaşılması karşısında; hükümlünün eyleminin, 765 sayılı TCK'nın 491/2-son, 522 (pek aşırı) maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde öngörülen suçu oluşturup, kısmi iadeye nedeniyle 5237 sayılı Yasa'nın 168/4. maddesinin uygulama koşulları araştırılıp cezadan indirim yapılıp yapılmayacağı tartışılmadan, yazılı biçimde uygulama yapılması,
2- 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Kabule göre de;
Lehe Yasa karşılaştırması yapılırken, hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.