Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/17952 K.2014/3764
Özet: Uyuşmazlık, sanığın yağma suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine, 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin “etkin pişmanlık” şartının uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki yargılamadır. Mahkeme, sanığın eylemlerinde etkin pişmanlık koşullarını yerine getirmediğini belirterek temyiz itirazlarını reddetti ve mahkumiyet kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2011 tarih ve 2010/6-255 Esas ve 2011/149 Karar sayılı kararı ve aynı yöndeki diğer pek çok kararında vurgulandığı gibi;
5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir.
Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 sayılı TCY’nın 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.06.1955 gün ve 10-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 gün ve 248-288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da açıklandığı üzere 765 sayılı TCY’nın 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayanmaktadır.
Öğretide hakim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin, 765 sayılı TCY’nın 523. maddesinden farklı olarak tazminden çok pişmanlık esasına dayandığı kabul edilmektedir.
Yasa koyucunun da, 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinde, “tek başına iade ve tazmine” değil, “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine” önem verdiği madde ile ilgili Meclis Komisyonunda yapılan görüşmelerde kullanılan ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi gibi hallerde failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin uygulanma koşulları oluşmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, yağmaladığı telefon ile kaçmaya başladığı önce yakınanın arkadaşının sanığı kovalamaya başladığı, bu aşamada sanığın telefon ile kaçmaya devam ettiği, ancak sanığı benzer hırsızlık suçları sebebi ile tanıyan kolluk görevlilerinin de durumu görüp sanığın takibe katılması üzerine sanığın peşine düşen tanık ve kolluk güçlerinden kurtulmak ve aleyhine delil oluşmasını engellemek için suça konu telefonu atması biçimindeki eyleminde, 5237 sayılı TCY.nın 168/1-3. maddesindeki etkin pişmanlıkla iadenin koşulları oluşmadığından; tebliğnamedeki 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin uygulanmaması sebebi ile bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2011 tarih ve 2010/6-255 Esas ve 2011/149 Karar sayılı kararı ve aynı yöndeki diğer pek çok kararında vurgulandığı gibi;
5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir.
Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 sayılı TCY’nın 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.06.1955 gün ve 10-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 gün ve 248-288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da açıklandığı üzere 765 sayılı TCY’nın 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayanmaktadır.
Öğretide hakim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin, 765 sayılı TCY’nın 523. maddesinden farklı olarak tazminden çok pişmanlık esasına dayandığı kabul edilmektedir.
Yasa koyucunun da, 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinde, “tek başına iade ve tazmine” değil, “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine” önem verdiği madde ile ilgili Meclis Komisyonunda yapılan görüşmelerde kullanılan ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi gibi hallerde failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin uygulanma koşulları oluşmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, yağmaladığı telefon ile kaçmaya başladığı önce yakınanın arkadaşının sanığı kovalamaya başladığı, bu aşamada sanığın telefon ile kaçmaya devam ettiği, ancak sanığı benzer hırsızlık suçları sebebi ile tanıyan kolluk görevlilerinin de durumu görüp sanığın takibe katılması üzerine sanığın peşine düşen tanık ve kolluk güçlerinden kurtulmak ve aleyhine delil oluşmasını engellemek için suça konu telefonu atması biçimindeki eyleminde, 5237 sayılı TCY.nın 168/1-3. maddesindeki etkin pişmanlıkla iadenin koşulları oluşmadığından; tebliğnamedeki 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin uygulanmaması sebebi ile bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.