‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/5170 K.2011/7410

Esas No: 2010/5170 · Karar No: 2011/7410 · Karar Tarihi: 30.05.2011
Özet: (1) Uyuşmazlık, yerel mahkemede hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararı ve bu kararın temyiz süresi içinde tefhiminin yanlış yapıldığı gerekçesiyle yapılan başvurudur. (2) Mahkeme, temyiz itirazının süresinde olduğunu kabul ederek, tefhimdeki hatayı düzeltmek amacıyla 30.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar vererek mahkumiyet kararı bozmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Hükümlünün yokluğunda verilen 08.03.2007 günlü kararda, yasa yolu başvuru süresinin “hükmün tebliğinden/tefhiminden sonra” başlayacağının belirtilmesi suretiyle yanıltıcı ifadenin kullanıldığı ve bu haliyle tefhimin T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından; temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi’nin 01.07.2003 gün, 2002/161 esas ve 2003/162 sayılı kararının, sanık ... yönünden temyiz edilmediği, Üst Cumhuriyet Savcısı tarafından diğer sanık ... hakkında temyiz edildiği ve kararın Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 15.11.2005 gün ve 2004/24147-2005/15826 sayılı kararı ile adı geçen sanık yönünden “lehe yasanın değerlendirilmesi” gerekçesiyle bozulduğu ve bozmanın 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi gereğince sanık ...'a da yansıtılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesine göre, hakkında temyiz istemi bulunmayan sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Adı geçen sanığın bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi yoktur.

Ancak,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.11.2010 gün ve 2010/7-229 esas, 2010/240 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçları özel olarak düzenlendiğinden, 1412 sayılı CMUK'nun 325. maddesi hükmünün, lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; genel yargılama ile uyarlama yargısının koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, hakkındaki hüküm kesinleşmekle “hükümlü” konumuna giren sanık ...'un, lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda, yargılaması devam eden diğer sanıkla birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı olmadığı gözetilmeden, kovuşturmaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'un temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 30.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?