‹ Ana sayfa
Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/20342 K.2011/938

Esas No: 2010/20342 · Karar No: 2011/938 · Karar Tarihi: 02.02.2011
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların 02.04.2002 tarihli yağma suçundan mahkum edilmesiyle ilgili bir temyiz davasıdır; mahkeme, delillerin yetersiz ve kuşkudan uzak olmadığını değerlendirerek sanıkların beraatını talep etmektedir. Mahkeme, “in dubio pro reo” ilkesine dayanarak, mevcut kanıtların suçun kesinliğini sağlamadığını belirterek sanıkların beraatini hükümlemiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... ve savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.2006 günlü, 2006/3-35/97 sayılı ve benzer kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabilecektir.

Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza
yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Mağdurların aşamalardaki anlatımları özünde benzer olsa da önemli ayrıntılarda tutarlı olmadığı, mağdurların anlatımlarına göre ilk yağma eyleminin 02.04.2002 günü saat 23.00 sıraları olduğu, sınırı geçemeyip olay yeri civarına dönüp kendilerine yönelik ilk eylemi gerçekleştiren kişilerle yeniden karşılaştıkları gün ve saatin 03.04.2002, 02.30 sıraları olduğu, dosyada bulunan nöbet çizelgeleri ile dinlenen tanık beyanlarına göre ise, sanıkların 02.04.2002 günü saat 21.00-24.00 saatleri arasında olay bölgesinde devriye nöbeti tuttuklarının belirlendiği, bu durumda mağdurların ilk olayın gerçekleşmesinden 3-4 saat sonra tekrar geri geldiklerinde sanıkların nöbeti devrettiklerinden karşılaşmalarının olanaklı bulunmaması, mağdurlar aşamalarda elbiselerinin soyulup üstlerindeki tüm para ve değerli eşyaların zorla alındığını belirtmelerine karşın, Bulgaristan polis görevlilerince iki devlet arasındaki protokol uyarınca 05.04.2002 günü Türk Polis görevlilerine teslim edildiklerinde üzerlerinde yapılan aramada özellikle mağdur ...'ın üzerinde 800 dolar, mağdur ...'ın üzerinde de bir miktar para ile Seiko marka saatin ele geçirilmesi, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin hiçbir aşamasında mağdurlarla sanıkların yüzleştirme ve teşhis işleminin yaptırılmaması ve olayın geçtiği yer ve saat ile mağdurların aşamalardaki "olay yerinin karanlık olması nedeniyle teşhis yapamayabileceklerine" ilişkin beyanları ve aradan geçen süre de dikkate alındığında bu aşamadan sonra sağlıklı bir teşhis yaptırılmasının olanaklı bulunmaması, maddi gerçek ve somut kanıtlarla desteklenmeyen varsayımlarla hükümlülük kararı verilemeyeceği, sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü kuşkudan uzak, hukuken geçerli somut ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçelerle hükümlülüklerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, Yerel Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... ve savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve adı geçen sanık savunmanı Av. ......,'nun duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanık ...'ün tahliyesine başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse telle
salıverilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına ilişkin oybirliğiyle verilen karar 02/02/2011 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... Noyan'ın katıldığı oturumda, sanık savunmanının yüzüne karşı açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?