Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/18854 K.2011/47698
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanık …’ın 765 sayılı TCK’nın 492/1. maddesine göre hırsızlık suçundan hüküm giymesi ve bu kararın zamanaşımı nedeniyle iptal edilip iptal edilmemesi konusundaki temyiz başvurusudur; (2) Mahkeme, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesini ve 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesini uygulayarak, suç tarihinden itibaren geçen zamanaşımını kabul ederek, sanığın kamu davasının düşmesini ve kararın bozulmasını hükümletti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenemesinde:
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK.nun 492/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, 04.09.2003 olan suç tarihi ile inceleme tarihi arasında geçtiğinin anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2003 gün ve 2003/624 Esas 2003/811 sayılı hükümlülük kararının, hükümlüler ... ve ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen hükümlüler yönünden kesinleştiği; anılan kararın sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 08.11.2005 gün ve 2004/25857-2005/14623 sayılı ilamıyla özetle “5237 sayılı TCY’nın 7. maddesi, 5252 sayılı Yasanın 5349 sayılı Yasayla değişik 9. maddesi uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bozmadan sanıklar ... ve ...’ ında yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen hükümlüler Armağan ve ...‘da yararlandırılarak 20.06.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; hükümlüler ... ve ... hakkında verilen 30.10.2003 gün ve 2003/624 Esas 2003/811 sayılı hükümlülük kararının kendileri yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlüler ... ve ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlüler ... ve ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 08/12/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenemesinde:
Sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK.nun 492/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4. ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, 04.09.2003 olan suç tarihi ile inceleme tarihi arasında geçtiğinin anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Turgutlu Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2003 gün ve 2003/624 Esas 2003/811 sayılı hükümlülük kararının, hükümlüler ... ve ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen hükümlüler yönünden kesinleştiği; anılan kararın sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 08.11.2005 gün ve 2004/25857-2005/14623 sayılı ilamıyla özetle “5237 sayılı TCY’nın 7. maddesi, 5252 sayılı Yasanın 5349 sayılı Yasayla değişik 9. maddesi uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bozmadan sanıklar ... ve ...’ ında yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen hükümlüler Armağan ve ...‘da yararlandırılarak 20.06.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; hükümlüler ... ve ... hakkında verilen 30.10.2003 gün ve 2003/624 Esas 2003/811 sayılı hükümlülük kararının kendileri yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlüler ... ve ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlüler ... ve ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 08/12/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.