Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/9703 K.2010/19784
Özet: (1) Uyuşmazlık, Bursa 2. Çocuk Mahkemesi’nin 2007/591‑434 kararına karşı sanığın hapis cezasının seçenek yaptırımına çevrilmesi ve bu uygulamanın kanunla çelişip çelişmediği konusundaki itirazıdır. (2) Mahkeme, sanığın 8 aylık hapis cezasını kamuya yararlı işte çalıştırma seçenek yaptırımıyla değiştirmeyi reddederek, kararının kesinleşmesini ve hapis cezasının devam etmesini hükmedmiştir.
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 31/3, 116/1, 31/3. maddeleri gereğince 2 yıl 8 ay hapis ve 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan verilen hapis cezasının anılan Kanun'un 50/1-f maddesi uyarınca bir katı miktarı olan 1 yıl 4 ay müddetle gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalışması seçenek yaptırımına çevrilmesine dair BURSA 2. Çocuk Mahkemesinin 26/07/2007 tarihli ve 2007/591 esas, 2007/434 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 20.03.2009 gün ve 2009/3079/16851 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığının 14.04.2009 gün ve KYB.2009/79159 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30.04.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar" başlıklı 50. maddesi 1. fıkra f bendinde yer alan "Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilebilir." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04/02/2008 tarihli ve 2008/1042-797 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; sanığın mahkûm olduğu 8 ay hapis cezasının seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevrilmesi hâlinde, bu seçenek yaptırımın süresinin mahkûmiyet müddeti olan 8 ayı aşmaması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.
Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin 26.07.2007 gün ve 2007/591-434 sayılı kararının son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ …7 günlük yasal temyiz yolu açık olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunun ve başvuru yöntemi ve merciinin açık olarak belirtilmediği, kararın sanık savunmanının bulunduğu oturumda verildiği, ancak savunmanın temyiz yasa yoluna başvurmadığı, sanığın 03.11.2008 tarihinde temyiz yasa yoluna başvurduğu, Mahkemenin 25.11.2008 günlü kararıyla temyiz isteğinin reddine karar verildiği, bu kararın sonunda da “ tebliğden itibaren 7 gün içinde Mahkememize itirazı kabil olmak üzere ” dendiği, yine başvuru yöntemi açıklanmadığı gibi, merci ve yasa yolunun da yanlış gösterildiği, sanığın 03.12.2008 tarihinde bulunduğu Cezaevinde tebliğ olunduğu, CMK'nun 35/3. maddesine aykırı olarak kararın okunup anlatılmadığı, bu karara karşı da sanığın 25.12.2008 (25.11.2008) tarihli dilekçeyle temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin anılan 26.7.2007 tarihli kararında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı, temyiz isteğinin reddine ilişkin kararda da yasa yolunun yöntemince açıklanmadığı gibi tebliğ işleminin de yasaya uygun olmadığı görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
1-) Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin 26.07.2007 tarih ve 2007/591-434 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2-) Sanığın temyiz istekleriyle ilgili esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 07.12.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Anılan Yazıda;
(5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar" başlıklı 50. maddesi 1. fıkra f bendinde yer alan "Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya çevrilebilir." şeklindeki düzenleme ve benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 04/02/2008 tarihli ve 2008/1042-797 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; sanığın mahkûm olduğu 8 ay hapis cezasının seçenek yaptırımlardan olan kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevrilmesi hâlinde, bu seçenek yaptırımın süresinin mahkûmiyet müddeti olan 8 ayı aşmaması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.
Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin 26.07.2007 gün ve 2007/591-434 sayılı kararının son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ …7 günlük yasal temyiz yolu açık olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunun ve başvuru yöntemi ve merciinin açık olarak belirtilmediği, kararın sanık savunmanının bulunduğu oturumda verildiği, ancak savunmanın temyiz yasa yoluna başvurmadığı, sanığın 03.11.2008 tarihinde temyiz yasa yoluna başvurduğu, Mahkemenin 25.11.2008 günlü kararıyla temyiz isteğinin reddine karar verildiği, bu kararın sonunda da “ tebliğden itibaren 7 gün içinde Mahkememize itirazı kabil olmak üzere ” dendiği, yine başvuru yöntemi açıklanmadığı gibi, merci ve yasa yolunun da yanlış gösterildiği, sanığın 03.12.2008 tarihinde bulunduğu Cezaevinde tebliğ olunduğu, CMK'nun 35/3. maddesine aykırı olarak kararın okunup anlatılmadığı, bu karara karşı da sanığın 25.12.2008 (25.11.2008) tarihli dilekçeyle temyiz yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin anılan 26.7.2007 tarihli kararında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı, temyiz isteğinin reddine ilişkin kararda da yasa yolunun yöntemince açıklanmadığı gibi tebliğ işleminin de yasaya uygun olmadığı görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
1-) Bursa 2. Çocuk Mahkemesinin 26.07.2007 tarih ve 2007/591-434 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2-) Sanığın temyiz istekleriyle ilgili esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 07.12.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.