Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/4441 K.2012/103
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A- Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 149/1-a maddesi gereğince temel ceza belirlenip aynı yasanın 62. Maddesi ile uygulama yapılırken cezadan indirim sırasında eksik ceza tayin edilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
B-Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2003 günlü, 2001/850-2003/1431 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar sanıklar ... ve ...'nın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.10.2005 günlü kararı ile, “Sanık ... yönünden kanıtları değerlendirme yetkisinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olacağından görevsizli kararı yerine duruşmaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi, sanık ... yönünden ise 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen ... 'nün de yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılarak bozmaya uyulup verilen görevsizlik kararı üzerine Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ... de yararlandırılarak 15.05.2008 günlü, 2007/337-2008/198 sayılı kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'nün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Yağma, Hırsızlık
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A- Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun 149/1-a maddesi gereğince temel ceza belirlenip aynı yasanın 62. Maddesi ile uygulama yapılırken cezadan indirim sırasında eksik ceza tayin edilmesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
B-Hükümlü ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2003 günlü, 2001/850-2003/1431 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar sanıklar ... ve ...'nın yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.10.2005 günlü kararı ile, “Sanık ... yönünden kanıtları değerlendirme yetkisinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olacağından görevsizli kararı yerine duruşmaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi, sanık ... yönünden ise 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan hükmü temyiz etmeyen ... 'nün de yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılarak bozmaya uyulup verilen görevsizlik kararı üzerine Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ... de yararlandırılarak 15.05.2008 günlü, 2007/337-2008/198 sayılı kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'nün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.