‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/27940 K.2012/1626

Esas No: 2009/27940 · Karar No: 2012/1626 · Karar Tarihi: 08.02.2012
Özet: Uyuşmazlık: Hırsızlık suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı temyiz edildi; sanığın eylemi hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturduğu iddia edildi. Mahkeme, 5237 sayılı TCY’nın ilgili maddelerini ve yasal indirim hükümlerini uygulayarak hükümlünün yararına karar vererek mahkumiyet kararıyla birlikte cezanın sınırlandırılmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Hükümlü yararına olan hükmün belirlenmesi amacıyla kurulan ek kararın temyizi olanaklı kararlardan olması nedeniyle, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 04.08.2005 gün ve 2005/703 müteferrik sayılı istemin reddine ilişkin kararı kaldırılarak yapılan incelemede;

1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararları ışığında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması;

2-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 492/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; hükümlünün eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddelerine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/1-4. maddelerine uyan geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu gözetilerek anılan suçlardan ceza verilmeden 5237 sayılı Yasanın hükümlü yararına olduğunun kabul edilmesi;

3-5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek yakınanlar ... ... ve ... ...’a karşı eylemler nedeniyle kurulan hükümlerde, Dairemizin 16.6.1998 tarihli onama ilamında anılan eylemler nedeniyle değerin az sayılamayacağına ilişkin eleştiri de dikkate alınmadan cezadan indirim yapılması,

4-Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın yakınan ... ...’ya karşı eylemden 492/1, 81/2; yakınan ... ...’a karşı eylemden 492/1, 81/2; yakınan ... ...’a karşı eylemden 492/1, 522/1, 81/2-3 maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan yakınan ... ...’ya karşı eylemden 142/1-b, 143/1; yakınan ... ...’a karşı eylemden 142/1-b, 143/1; yakınanlar ... ... ve ... ...’a karşı bir kez 116/1-4; yakınan ... ...’a karşı eylemden 142/1-b, 143/1; 116/1-4 ve 5271 sayılı CMK’nun değişik 253-254. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırı bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında konut dokunulmazlığını bozma suçlarında uzlaşma hükümleri de göz önüne alınarak hükümlü yararına olan yasanın yeniden belirlenmesi zorunluluğu;

Kabule göre;

5-Hükümlünün, 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;

6-5237 sayılı TCK.nunun cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenleme içermemiş olması, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesinde de, kesinleşmiş hükümlerin infaz aşamasında toplanmasının düzenlenmiş olması karşısında; hükümlü hakkında farklı suçlardan hükmolunan cezaların toplanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 01.07.2005 gün, 1993/540 – 1997/358 sayılı ek kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasındaki hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 08.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?