‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/9834 K.2012/6387

Esas No: 2008/9834 · Karar No: 2012/6387 · Karar Tarihi: 26.03.2012
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mağduruna yönelik yağma eylemi ve ilgili raporlar arasındaki çelişkilerle ilgilidir. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın suçun işlendiğini kabul ederek mahkumiyet kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın mağdur ...'a yönelik eylemi nedeniyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Nevşehir Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 16.12.2003 gün ve 2003/1262 sayılı raporunda işlediği suçun farik ve mümeyyizi olmadığının belirtildiği, Kırklareli Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 28.6.2004 tarihli raporda ise işlediği suçun farik ve mümeyyizi olduğunun belirtildiği anlaşılmakla; raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, ayrıca mağdur ...'e yönelik eylemi nedeniyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Nevşehir Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapora sanık savunmanının itirazı üzerine İstanbul Adli Kurumundan rapor alınmasına karar verilmiş olmasına rağmen bu eylem nedeniyle rapor alınmadan, her iki eyleme yönelik olarak mağdur ...'ya yönelik eylem nedeniyle İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.3.2004 tarihli rapora dayanılarak hükümlülüğüne karar verilmesi,

2-Sanığın 18 yaşından küçük olduğu düşünülmeden bir kısım duruşmaların kapalı yerine açık yapılması ve hükmün de açık celsede açıklanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 185. maddesine aykırı davranılması,

3-5237 sayılı TCY'nın 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY'nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı, yakınanın etkilenimi ve olayın vahameti de gözetilmek suretiyle, değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, koşulları bulunmadığı halde, 150. maddenin 2. fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek sanığın mağdur ...'ya yönelik eylemi nedeniyle cezasından indirim yapılması,

4-Sanığın, mağdur ...'nun cebinde bulunan tüm parasını yağmaladıktan sonra, mağdurun “elektrik parasını yatıracağını” beyan etmesi üzerine 10,00 TL'yi mağdura iade ettiği, hazırlık soruşturması sırasında yakalandığında da; yağmaladığı ve bir kısmını harcadığı paradan arta kalanını sakladığı yeri göstererek kısmi iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında; mağdura kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorularak sonucuna göre mağdur ...'ya yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 168. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,

5-Adli sicil kaydına göre ertelemeye engel hükümlülüğü bulunmayan ve 12-15 yaş grubunda olan sanık savunmanının esasa ilişkin savunmasındaki lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin isteminin erteleme hükümlerini de kapsadığı düşünülmeden bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi,

6-Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.

5320 sayılı Yasanın 13/1 maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nun 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı yasanın 325 maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslararası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.

Bu açıklamalar ışığında;

Mahkemece 5271 sayılı Yasası’nın 150/2. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunmanın görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, mağdur ...'ya yönelik eylem yönünden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 26.3.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?