‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/95 K.2010/5354

Esas No: 2008/95 · Karar No: 2010/5354 · Karar Tarihi: 03.05.2010
ÖzetHer cümle kararın kendi metninden doğrulandı.
Karar yönü: Bozma
Uyuşmazlık
Hükümlü hakkında 765 sayılı TCK uyarınca verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'ya uyarlanması sırasında, lehe olan yasanın belirlenmesi ve suçun niteliğinin tayini tartışılmaktadır.
Kaynak pasajlar (2)
  • 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 55/3, 59/2, 81/2. maddeleri gereğince 4 yıl 5 ay 13 gün hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08.07.2005 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 142/2-b, 143/1, 145/1, 31/3, 62/1, 50/1-a ve 52. maddelerine göre 2240 TL. adli para cezasına karar verilmiş ise de;
  • 1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143/1. maddelerdeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Gerekçe
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesine uyan suçun yanı sıra işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunu, bu nedenle temel cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirme için duruşma açılması gerektiğini tespit etmiştir. Ayrıca, malın değerinin azlığı kavramının yeni bir kavram olması sebebiyle gerekçeli uygulanması gerektiğini ve 5237 sayılı TCK'nın hükümlü lehine olduğunun gözetilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Kaynak pasajlar (4)
  • 1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143/1. maddelerdeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
  • 2- Hükümlünün, yakınanın işyerinin kapı kilidini kırarak içeriye girip hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Yasanın 142/2-b maddesine göre hüküm kurulması,
  • 3- 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği, sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken değer olarak gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüde düşük miktarlar esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
  • 4- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 55/3, 59/2, 81/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52; 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52; 151/1, 31/3, 62/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesine göre uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek, 5237 sayılı Yasanın hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç
Hükümlü hakkında 765 sayılı TCK uyarınca verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'ya uyarlanması istenirken, Yargıtay 6. Ceza Dairesi suçun niteliğinin eksik belirlendiğini ve lehe olan yasanın tespitinde duruşma açılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Kaynak pasajlar (3)
  • 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 55/3, 59/2, 81/2. maddeleri gereğince 4 yıl 5 ay 13 gün hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08.07.2005 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 142/2-b, 143/1, 145/1, 31/3, 62/1, 50/1-a ve 52. maddelerine göre 2240 TL. adli para cezasına karar verilmiş ise de;
  • 1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143/1. maddelerdeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
  • Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay C. Başsavcılığının 10/01/2008 günlü kenar yazısı ile Daireye gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe olan yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.

Ancak;
a)-Önceki yasaya göre, sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b)-Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş, artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle, tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.

İnceleme konusu karara gelince:
Hükümlü ...’ın, diğer iki arkadaşıyla birlikte gece saat 12.00 sıralarında yakınana ait işyerinin muhkem kapı kilidini kırarak, içeri girip hırsızlık suçunu işlediği sabit görülerek, Van 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş 09.06.2003 tarih ve 2003/971 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 55/3, 59/2, 81/2. maddeleri gereğince 4 yıl 5 ay 13 gün hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 08.07.2005 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 142/2-b, 143/1, 145/1, 31/3, 62/1, 50/1-a ve 52. maddelerine göre 2240 TL. adli para cezasına karar verilmiş ise de;
1- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143/1. maddelerdeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c maddesindeki işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılarak, uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Hükümlünün, yakınanın işyerinin kapı kilidini kırarak içeriye girip hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Yasanın 142/2-b maddesine göre hüküm kurulması,
3- 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522. maddesindeki “hafif” ve “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği, sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken değer olarak gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüde düşük miktarlar esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
4- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1-son, 55/3, 59/2, 81/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52; 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52; 151/1, 31/3, 62/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesine göre uzlaşma hükümleri de değerlendirilerek, 5237 sayılı Yasanın hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?