Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26959 K.2012/17116
Özet: (1) Uyuşmazlık, Yusuf Demirmen ve diğer sanıkların yağma suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararlarının temyiz edilmesiyle ilgiliydi. (2) Mahkeme, ikinci kurulan hükmün hukuki değerden yoksun olduğunu belirterek temyiz itirazını reddetti ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesini emrederek kararının kesinleşmesini sağladı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Hükümlü ... hakkındaki hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümlü ... hakkında kurulan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/05/2005 günlü, 2004/174-2005/135 sayılı hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyadaki diğer sanıklar tarafından anılan hükmün temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; Yusuf Demirmen hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, isteme aykırı olarak REDDİNE; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelenmesine gelince;
Sanıklar hakkında yağma suçunun gece sıralarında, birden fazla kişiyle birlikte ve silahla işlendiğinin anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK'nın 149/1. maddesinin (c) bendinin yanı sıra (a) ve (h) bendinin de uygulanması gerektiğinin değerlendirilmemesi anılan Yasanın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesine ilişkin Mahkemenin gerekçesine göre sonuca etkili görülmediğinden; sanıklar hakkında yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2-3-a-b maddelerine uyan kişi hürriyetini yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması karşı temyiz olmadığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- a- Sanık yararına olan yasanın blok olarak uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı yasanın 53. maddesinin yanı sıra 765 sayılı yasanın 31. maddesinin uygulanması,
b- Suç eşyalarının 5237 sayılı yasanın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine karma uygulama olacak biçimde 765 sayılı yasanın 36. maddesi ile uygulama yapılması,
2-) Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde "müştereken ve müteselsilen tahsili" biçiminde karar verilmesi,
3-) Uygulamaya göre de;
TCK’nın 53. maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş Sanıklar ..., ..., ..., ... ve savunmanı, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; “765 sayılı TCY.nın 31. maddesine” ilişkin bölüm ve; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine "Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” tümcesinin eklenmesi; hükmün yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “müteselsilen ve müştereken tahsiline” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” tümcesinin eklenmesi; hükmün müsadereye ilişkin bölümünden “TCK'nun 36. maddesi” kelimesinin çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK'nın 54. maddesi” tümcesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Hükümlü ... hakkındaki hükmün temyiz incelemesinde;
Hükümlü ... hakkında kurulan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/05/2005 günlü, 2004/174-2005/135 sayılı hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyadaki diğer sanıklar tarafından anılan hükmün temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; Yusuf Demirmen hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nun 317. maddesi uyarınca, isteme aykırı olarak REDDİNE; 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelenmesine gelince;
Sanıklar hakkında yağma suçunun gece sıralarında, birden fazla kişiyle birlikte ve silahla işlendiğinin anlaşıldığı halde, 5237 sayılı TCK'nın 149/1. maddesinin (c) bendinin yanı sıra (a) ve (h) bendinin de uygulanması gerektiğinin değerlendirilmemesi anılan Yasanın 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesine ilişkin Mahkemenin gerekçesine göre sonuca etkili görülmediğinden; sanıklar hakkında yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2-3-a-b maddelerine uyan kişi hürriyetini yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması karşı temyiz olmadığından, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- a- Sanık yararına olan yasanın blok olarak uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı yasanın 53. maddesinin yanı sıra 765 sayılı yasanın 31. maddesinin uygulanması,
b- Suç eşyalarının 5237 sayılı yasanın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine karma uygulama olacak biçimde 765 sayılı yasanın 36. maddesi ile uygulama yapılması,
2-) Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesine aykırı biçimde "müştereken ve müteselsilen tahsili" biçiminde karar verilmesi,
3-) Uygulamaya göre de;
TCK’nın 53. maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş Sanıklar ..., ..., ..., ... ve savunmanı, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; “765 sayılı TCY.nın 31. maddesine” ilişkin bölüm ve; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine "Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” tümcesinin eklenmesi; hükmün yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “müteselsilen ve müştereken tahsiline” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” tümcesinin eklenmesi; hükmün müsadereye ilişkin bölümünden “TCK'nun 36. maddesi” kelimesinin çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK'nın 54. maddesi” tümcesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.