Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/26264 K.2012/16293
Özet: (1) Uyuşmazlık, 2004 yılında verilen hırsızlık suçundan dolayı sanığın mahkumiyet kararı üzerine temyiz edilmemiş bir hükümün bozulması ve yeniden yargılanması konusundadır. (2) Mahkeme, kararın bozulmasına ve yeniden yargılamaya karar vererek, temyiz etmeyen sanığın da yararlandığı 03.07.2008 tarihli yeni kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 20.04.2004 günlü, 2002/858 esas ve 2004/164 karar sayılı hükümlülük kararı sanık ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği, anılan karar aynı dosyada yargılanan diğer sanık ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan, “hükmü temyiz etmeyen sanık ...'in de yararlandırılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen anılan sanık da yararlandırılarak 03.07.2008 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı konumda olan sanıkların farklı ceza almalarını önlemek ve kararlar arasında çatışmayı önlemektir. Bu açıklamalar ışığında, hükmün, diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda da 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, sanık ... hakkında verilen 20.04.2004 günlü, 2002/858 esas ve 2004/164 sayılı hükümlülük kararı kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen sanık (hükümlü) hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İzmir 1. Çocuk Mahkemesinin 20.04.2004 günlü, 2002/858 esas ve 2004/164 karar sayılı hükümlülük kararı sanık ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği, anılan karar aynı dosyada yargılanan diğer sanık ... savunmanının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan, “hükmü temyiz etmeyen sanık ...'in de yararlandırılmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen anılan sanık da yararlandırılarak 03.07.2008 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı konumda olan sanıkların farklı ceza almalarını önlemek ve kararlar arasında çatışmayı önlemektir. Bu açıklamalar ışığında, hükmün, diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda da 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, sanık ... hakkında verilen 20.04.2004 günlü, 2002/858 esas ve 2004/164 sayılı hükümlülük kararı kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen sanık (hükümlü) hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.