‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/18882 K.2012/18031

Esas No: 2008/18882 · Karar No: 2012/18031 · Karar Tarihi: 17.10.2012
Özet: Uyuşturma konusu: Sanığın yakınının işyerinin alüminyum kapısını zorlayarak açıp hırsızlık yapması; mahkeme, kararını gerekçesiz olarak vermiş ve ilgili kanıtları yeterince açıklamamış. Mahkemenin sonucu: Hırsızlık suçundan dolayı sanık mahkum edilmiş, ancak kararın gerekçe eksikliği nedeniyle Yargıtay tarafından bozma gerekçesi oluşturmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.

Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.

Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temelcezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında;

Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eylemlerinin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Sanığın yakınanın işyerinin alüminyum kapısını sert bir cisimle zorlayarak açıp girip hırsızlık yapması şeklinde gelişen eylemde, öncelikle suça konu alüminyum kapının sağlam ve dayanıklı olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanmaması,

3- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve her iki Yasaya göre, uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezalar karşılaştırılarak, sanık yararına olan yasanın belirlenip hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması,

4- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 492/1, 522 (pek fahiş), 81/2-3 veya kapının sağlam ve dayanıklı olduğunun tespiti durumunda 493/1-son, 522 (pek fahiş), 81/2-3. maddelerinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, olay günü yakınanın işyerinin alüminyum kapısını sert bir cisim ile zorlayarak açıp girip hırsızlık yapan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1, maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 Sayılı TCK'nın 116/2-4,119/1-c maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunuda oluşturduğu ve (işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun uzlaşma hükümleri de uygulanıp sonucuna göre) her iki yasaya göre denetime olanak verecek şekilde uygulama yapılıp verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırıp lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

5- Kabule Görede;

a) Sanığın suç arkadaşları ile birlikte önceden verdikleri karar doğrultusunda yaptıkları plan gereği suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCY’nın 37/1. maddesi yerine 39/1. maddesi ile uygulama yapılması,
b) Sanığın 01.06.2001 tarihli ifadesinde ve 30.01.2006 günlü “Yer gösterme tutanağında” eylemi saat 05.00 sıralarında gerçekleştirdiğini kabul ettiği, suç tarihinde güneşin 06.45'de doğduğu ve bu kapsamda suç saatinin yapılan yargılama sırasında netleşmediğinin anlaşılması karşısında; suçun TCY'nın 6/1-e bendindeki gece kavramı kapsamında işlendiği anlaşılmasına karşın, dosya kapsamıyla bağdaşmayan kabul ile 5237 sayılı yasanın 143. maddesi ile uygulama yapılmaması,

c) 5377 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 29/06/2005 tarihinde 5237 sayılı Yasanın 7/3. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, aynı Yasanın 58. maddesinde yazılı mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

d) Sanık hakkında, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmemiş olmaması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?