Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/830 K.2010/478
Özet: (1) Uyuşmazlık, 21 Ocak 2003’te gece saat 20.30’da telefonla tehdit ve para talebiyle işlenen yağma suçunun ceza yargısında mahkumiyet kararı ve ilgili hukuki uygulama şartlarının değerlendirilmesiyle ilgilidir. (2) Mahkeme, sanığın mahkumiyet kararını bozarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesinin ilgili fıkralarına göre hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına ve koşullu salıverilinceye kadar velayet haklarının korunmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün, 2008/6-47 esas ve 2008/43 sayılı kararı ışığındaki “atıfet” kuralı doğrultusunda, sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
21.01.2003 günü gece sayılan zaman diliminde saat 20.30 sıralarında yakınanı telefon ile arayıp tehdit etmek suretiyle para isteyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1-h.maddesi yerine aynı Yasanın 148/1. maddesi ile hükümlülük kararı verilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanığın yakınanı üç kez telefonla arayıp “aynı parayı istemek kastı” ile tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, kastını “tek amaca” özgülediği ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 43/3. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu yönden eleştiri isteyen düşünceye katılınmamış; dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası gözetilmeden, 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nin 53/1. maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar;(c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına, ” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün, 2008/6-47 esas ve 2008/43 sayılı kararı ışığındaki “atıfet” kuralı doğrultusunda, sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
21.01.2003 günü gece sayılan zaman diliminde saat 20.30 sıralarında yakınanı telefon ile arayıp tehdit etmek suretiyle para isteyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1-h.maddesi yerine aynı Yasanın 148/1. maddesi ile hükümlülük kararı verilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanığın yakınanı üç kez telefonla arayıp “aynı parayı istemek kastı” ile tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, kastını “tek amaca” özgülediği ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 43/3. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu yönden eleştiri isteyen düşünceye katılınmamış; dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası gözetilmeden, 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen haktan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nin 53/1. maddesinin (a),(b),(d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar;(c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına, ” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.