‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/406 K.2010/1895

Esas No: 2007/406 · Karar No: 2010/1895 · Karar Tarihi: 25.02.2010
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme kararının gerekçesinin yasal dayanak ve usul kurallarına uygun olmaması nedeniyle temyiz başvurusuyla ilgiliydi; Mahkeme, gerekçe eksikliği ve kanıt değerlendirmesinde hatalar bulup kararını bozarak yeni bir hüküm vermeyi kararlaştırdı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar ... ve ... tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi bakımından, 765 Sayılı Türk Ceza Yasasına göre yapılacak uygulamanın tüm sonuçları ve yasal dayanaklarıyla birlikte denetime olanak sağlayacak biçimde, hükmün gerekçesinde açıklanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılacağı öngörülmekte, buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de "Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır." hükümleri yer almaktadır.

Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin, dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.

Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar ise 5271 sayılı CMK.nun 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a-) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b-) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c-) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d-) Cezayı ağırlatan ve hafifleten veya değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e-) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.

Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5271 sayılı CMK.nun 289/1-g maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.

Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK.nun 34 ve 230. maddeleri gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan, gerekçeden yoksun biçimde hüküm kurulması,

3-Kabul ve uygulamaya göre de;

a)- Sanıkların eylemlerinin 5237 Sayılı TCK 142/1-b bendi kapsamında bulunduğu halde aynı yasanın 142/1-e bendi ile uygulama yapılması,

b)- 5237 Sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, yakınandan çalınan radyolu teyp, şarjlı lamba, traş makinesi, mega ışıldak, fotoğraf makinesi gibi değeri 250 TL.yı bulan eşyalarının değer olarak az da olmamasına karşın koşulları oluşmadığı halde aynı Yasanın 145. maddesiyle cezalardan ayrı ayrı indirim yapılması,

c)-Sanıklar savunmanının, 24.11.2005 tarihli oturumdaki lehe olan yasa hükümlerinin uygulanması isteğinin, 647 sayılı Yasanın 6. ve 5237 Sayılı TCK.'nun 51 maddelerini de kapsadığı gözetilmeden, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,

4- Adli sicil kaydından kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunmadığı anlaşılan sanık ... hakkında, suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. madde ve fıkraları gereği sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımlardan yerinde görülmüş olduğundan sanık ... yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık ... bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına, 25.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?